Arkadaşlar koyduğunu resimlerin boyutuna dikkat edelim biraz.. Biraz daha küçültelim..
Fırtınam
Son Kez
Eller Aldı
Ben Gideyim
Görmüyorsun
Yarası Saklı
Hüzünle Karısık
Seninki Dert Mi
Boşluk
Zaman Gecti
Arkadaşlar koyduğunu resimlerin boyutuna dikkat edelim biraz.. Biraz daha küçültelim..
Öyle bir küsüp gidişin vardı ki sen; vicdansız insafsız kitapsız...
...
> ---Hayko Cepkin müzik hayatına ne zaman ve nasıl başladı ve neden klavye?
---Orta birinci sınıftayken kilise korolarına katılarak başladı. 4 sesli koro müziği benim gün geçtikçe barok ve operaya karşı ilgi duymama sebep oldu.Bu nedenle 2 sene Mimar Sinan'da opera ve şan egitimi aldım. Daha sonra Timur Selçuk'un Çağdaş Müzik Merkezi'nde 2 sene boyunca şan solfej ve armoni dersleri gördüm, korosunda yer aldım. Piano eğitimimi ilerlertmek için de Akademi İstanbul'da 1 sene piano eğitimi aldım. Akabinde ufak ufak klavyeci olarak sahne hayatım start almaya basladı. Klavyenın seçilmiş olmasının sebebi de babamın bana ilk olarak org hediye etmiş olmasıdır sanırım... Gitar hediye etseydi değişirdi belki durum.
> ---Albüm neden home studio oldu?albüm süreci ve çalışmalar ne kadar sürdü? Albümde kimlerle çalıştın?
-----Açıkçası kendi parçalarımı kaydederken karşıma bir şirketin çıkıp ta bunu bu şekilde basalım diyeceğini düşünmüyordum.... Bu sebeple işin o kısmı biraz kendi istemlerim dışında gelişti.... Sonuç olarak herhangi bir olumsuzluk yaratmadı hayatımda... Bu albümdeki parçalarım yaklaşık 5 senelik.... Herhangi bir kaygım olmadığı için zaman içerisinde turnelerden döndükçe odamda parçalarımı bitiriyordum.... Albümde kimseyle calışmadım... Bu album kişisel bir albümdür...
> ---Albüm aşamasında umutsuzluğa düştüğün;yok bu iş olmayacak dediğin anlar oldu mu?
----yazın cıkmasından dolayı o tarz bır kaygıya dustum acıkcası....bıldıgım bırtek sey vardı ama...oda hırslı olmamdan kaynaklı zaten enınde sonunda basaracagımı bılıyor olmamdı.....
> ---Bugüne kadar olumlu-olumsuz birçok eleştri aldın bu tepkilere yaklaşımın nedir?
----olumlu yorumlar gercek anlamda saygı duydugum kısılerden gelıyor ıse cok gururlanıyorum....adeta sıvalarım yenılenıyor....
----olumsuz yorumlarda geldıgı zaman etrafımdakı dostlarımdan oturup kendımı ve yaptıklarımı dusunme tartma fırsatı bulabılıyorum.....
> ---Albüm satışlarından memnun musun?
-----kım memnun kı ? beklenen rakkamlara artık kımseler ulasamıyor...ama ılgı alaga ve teklıfler ardı arkasına gelınce anlıyorsunuz kı albumunuz ıyı durumda...buda benım ıcın gecerlı suan...
> ---Hayko Cepkin'in şu anda bulunduğu nokta hedeflediklerinin neresinde?
----ılk temel atma torenlerını basarıyla tamamlıyoruz....bundan sonrası katları cıkma faslı olacak....amac saglam temelle yıkılmazı yaratmak zaten..daha cok basındayız...okadar cok fıkır var kı aklımda....
> ---Ufukta Altgeçit'le ilgili projeler var mı?
----bazen toplanıp konusuyoruz...genelde alkol sofrasında oluyor....ne olur ne bıter bız bıle bılemıyoruz....
> ---Coverlar hakkında ne düşünüyorsun?ileride cover yapmayı düşünüyormusun?
----cover yapmayı dusunmemekteyım.....yapılacak olursada bu gercekten hakkını vererek yapılacaktır.....yanı duzenlenecek olan parca tanınmaz hale getırılıp armonısı tekrardan olusturulup yepyenı sunulacaktır....daha cabuk tanınma bılınenle dıllere dolanma kulturune bır yenısını ekleme amacım yoktur.....
> ---İnsanlar Kral tv de klibi dönen dinleyici sayısı artan müzisyenleri piyasa oldu diye nitelendiriyorlar.senin için piyasa olmak nedir?
----benım ıcın pıyasa olmak esas vermek ıstemedıgın , hıssetmedıgın urunlerle , olmadıgın gıbı gozukmektır....bırılerıne usaklık etmen , muzıgını ruhundan cıkarıp kul etmendır...bunların kralla mralla alakası yok ....bence sevınmek lazım . eskıden 1 tek rock soundlu parca bıle yayınlamayan kanallar su an kulturumuzun varlıgını kabul etmekteler....
> ---Yaptığın müziği tarz olarak niteleyecek olursan nasıl tanımlarsın?
----türü bozuk...
> ---Gördüğüm kadarıyla hissederek söyleyen bir vokalsin.sahnede neler hissediyorsun;eline mikrofonu aldigin andaki ruh halini tanymlayabilir misin![]()
----tek hıssettıgım ve ıstedıgım butun gucumle anlatmak...kendımı cok guclu hıssedıyorum orada...
> ---Müzikal yaşantın boyunca kimlerden etkilendin?
----en cok klasik vede fılm muzıklerınden etkılendım.....helekı muzıgıyle ıc ıce gırmıs fılmler enerji depoluyor bana.....
> ---Türkiye deki rock müzigi nasıl degerlendiriyorsun?
----yolun basındayız ıyı gıdıyoruz....cok saglam gruplarda cıkarttık....her grubun sound bılgısı de olustu...konserler daha basarılı gecmeye basladı....bızler cızgımızı bozmadıkca pıyasada bızlere daha cok ımkan saglayacaktır dıye dusunuyorum....sımdılık sevıyorlar...zamanla saygıyı bızler olusturacagız...guvenıyorum....
> ---Hayko Cepkin müzik dışında neler yapar,nasıl biridir?
-----fıfa ve stratejı oynarım....bol bol spor yaparım....dostlarımla ev sohbetlerı yaparım....muhabbeti severim....
> ---Son zamanlarda en çok dinledigin begendigin isimler kimler?
----cılekes ,110, duman ,sebnem ferah,teoman,deja-vu,redd,replikas,ozlem tekın,kurban,mor ve otesi,manga ....vs. hepsını severek dınledım...su an dorıan dınlemekteyım...bence bu album de cok guzel olmus.....bu aralar en cok yerlı dınlıyorum.....ama son bırkac gundur nedendır bılınmez arabadayken ozume dondum testament dınlemekteyım..........
> ---Son olarak eklemek istedigin seyler var mı?
----yok
Saçdaki lezzet
Bu ne biçim başlık demeyin. Tamburî Cemil Bey'e bir garip gönderme. Tantuni virtüözü Mehmet Karacan'ı böyle ifade edebildim. Tantuniyi en iyi yapan anlamında. Nedeni de şu: Hayko Cepkin'le öyle pek de tantuni yenmeyecek bir saatte (öğlen 12) Emine Ana Tantunicisir17;ne oturduk, laflamaya başladık. Garson geldi, sipariş verdik. Bu arada ben Mehmet Usta'yı sordum. Garson "Gitti," dedi. "Nereye," dedim, "tatile mi?" "Mehmet Usta öldü," dedi. Başımız sağ olsun, İstanbul bir rengini daha yitirdi. Ayrıntıları atlıyorum, köşe benim değil mi, bu röportajı tantuniyi Mersin'den İstanbul'a getiren Mehmet Karacan'a adıyorum.
Hayko Cepkin yaptığı müziği şöyle tanımlıyor: "Aslında albüm direkt arabeskin yandan yemişi, rock müziği de sıyırtmış ama elektronik altyapıdan da emmiş bir tür." Haddim olmayarak bu cümleyi şöyle çevirmek istiyorum:
Hayko'nun vokalinde de şarkı sözlerinde de arabeskten esintiler var. Aslında bu onun albümü hazırlarken amaçladığı bir şey değil. O duygularını ifade etti, dinleyicileri bu ifadede arabesk tatlar buldu: Bu bir. Rock müziğin duygu atmosferi albümün geneline hakim. Biraz karanlık ve uçurumlu bir coğrafya; ama merak etmeyin Hayko yolu kestirebiliyor. Peşine takılırsanız torunlarınıza anlatacağınız bir maceranız olur: Bu iki. Kendisi aslen klavyeci. Elektronik altyapılı bir müzisyen, diyelim. Akustik öğeleri pek kullanmıyor; ama elektronik altyapı konusunda bir virtüöz. Yani işini iyi yapıyor: Bu da üç. Buyrun Hayko Cepkin'le sohbete...
Sedat imza: Benim bu köşenin ana fikri alelade yerlerin de gayet haber konusu olabileceği... Ne diyorsun buna dair?
Hayko Cepkin: Gayet doğru bir açılım. Böyle yerlerden milyonlar yemek yiyor. Ama şöyle bir handikap var: Böyle yerlerde röportaj yapınca 'Aa bak işte ünlü ama halkın içindeyim mesajı vermeye çalışıyor' denebilir. Benim için çok geçerli değil, ben Beyoğlu tayfasındanım, beni bilirler. Lüks yerlerde biraz kokoş takımı olduğu için kalabalık da olsa pek dikkat etmezler. Öyle kendi ayarınca konuşur, röportajını yaparsın.
Sedat İmza: Röportaj için değil, daha çok oraları konu alan yazı ya da haberler için sormuştum...
Hayko Cepkin: O da ayrı tabii...
Sedat İmza: Bence çok anlamlı bir cevap oldu. Neyse, senin albümün yapılış hikayesi bence çok orijinal. Yani eve kapanmışsın, albümü kaydetmişsin, müzik şirketine götürmüşsün, akşamına kabul etmişler. Attığın taş yerini bulmuş.
Hayko Cepkin: Dediğin gibi oldu ama bir altyapısı var. On yıldır bu piyasanın içindeydim. Moğollar'la, Aylin Aslım'la, Ogün Sanlısoy'la çalıştım. Evdeki kaydı albüm olarak değil demo olarak yapmıştım. EMİ demoyu verdiğimin akşamında aradı beni. Demo konusunda müzik şirketlerinin standartları yükseldi artık. Çünkü evde akustik gitarla demo hazırlayanlar bile artık parçalarını tümüyle hazırlamış olarak veriyorlar şirketlere. Bana çok orijinal demolar geliyor mesela, aşağıdan çok güçlü bir hareket var, yeni nesil gümbür gümbür geliyor.
Sedat İmza: Senin albümün hikayesi zaten başlı başına ibretlik, biraz anlatsana...
Hayko Cepkin: Aylin Aslım'la turne dönemleriydi, konserden sonra evde düzeneği kurup kendi kayıtlarımı yapıyordum, gayet amatörce. Beş senelik mevzu o kayıtlar; hatta mesele oldu: Albümde başka, konserde başka sound var diye. Çünkü albümde daha alttan, fazla patlamayan bir sound var, konserlerde gümbür gümbür... Niye böyle dediler, çok basit bir mesele: Aslında evde kayıt yaptığım için komşuları düşünerek çıldıramadım haliyle!
Sedat İmza: Nasıl tepkiler aldın, istediğin yere ulaştı mı albüm?
Hayko Cepkin: Albüm çıkalı bir yıl oldu. İlk kliple birlikte şöyle bir durum ortaya çıkmıştı: Bakıyorlar klipte kendini yırtan bir adam var. Şarkıya bakıyorlar gayet uslu. Çünkü evde değil stüdyoda kaydetsem çok farklı olacak. Konserlerde gördüler ki albümdeki soundun beş katı sert bir vokal ve sound var. Bu anlamda yeni oturuyor.
ARAP ANADOLU KARIŞIMI
Tantuni Mersin'le özdeşleşmiş. Oraya da Urfa üzerinden Ortadoğu'dan gelme: Arap Anadolu karışımı bir lezzet diyelim. Orijinali kuzu ciğeri ve iç yağıyla yapılıyor: Odun közü hararetinde ters çevrilmiş sacın üzerinde... İstanbul versiyonu süt danası ve ayçiçek yağında suyla yumuşatılıyor. Afiyet olsun.
Hit şarkım yok hiç de olmayacak
Sedat İmza: Müzik piyasasında güya dinleyicinin isteklerine göre yapılmış albümler var; bir de seninki gibi müzisyenin kendini ifade ettiği albümler...
Hayko Cepkin: Benim albümde hit parça olmadığı söylendi. Hit parçaların matematiği var, temel notalar 'la sol fa mi' şeklinde. Merdiven akor deniyor buna, yerse. Ben bunu uygulamıyorum, derdim farklı çünkü.
Sedat imza: Başka nasıl işlerin altında imzanı göreceğiz?
Hayko Cepkin: Murathan Mungan'ın 'Söz Vermiş Şarkılar'ında düzenlemelerim var. Müslüm Gürses'in son albümünde hakeza. Onno Tunç anısına bir albüm yapıyor kardeşi Arto Tunçboyacıyan. Oraya katkılarım oldu. 'Araf' diye bir gerilim filmine müzik yapıyorum, kasımda vizyonda. Yeni albümün adı 'Tanışma Bitti' olacak büyük ihtimalle. 8 Temmuz'da Parkorman'da konserim var. 16 Temmuz'da Edremit'teyim.
BİR KİŞİ EKSİKTİK
Tantuniyi, İstanbul'da en iyi yapan yerlerden birinde yedik. Ama Mehmet Usta'sız...
Adres: Emine Ana Tantunicisi -Beyoğlu
Akşam Gazetesi
'Yıllar sonra arayıp senden röportaj isteyeceğim hiç aklıma gelmezdi' diye arıyorum Hayko Cepkin'i. Aslında bir an düşünüyorum da daha lise yıllarında Hayko, özelliklerini yansıtıyordu. Özel günlerde ve sonunda da mezuniyet programımızı tamamen Hayko hazırladı. Skeçleri yazdı, rolleri dağıttı, hem oynadı hem yönetti... Hatta Bülent Ersoy taklidi vardı ki, müdür yardımcısının salonu terk etmesine neden oldu. Boş derslerde 40 küsür kişilik sınıf, öğretmen varken bile hiç bu kadar sessiz ve kürsüde oturanı bu kadar dikkatli dinlememişti, çünkü o arada Hayko, cüzdanında sakladığı ve minik kağıtların üzerine not aldığı fıkraları art arda anlatıyordu. Okul bitti. Herkes bir yol çizdi. Hayko tiyatrocu olmak istiyordu. Ders aldı, konservatuara girmeye çalıştı ama bir türlü işlerini rayına oturtamıyordu. Ne zaman Beyoğlu'na gitsem onu bulabileceğim mekana uğruyor, hatırını soruyordum. O bizim sınıfın komiği, sanata meyillisiydi. Hayko Cepkin şimdi yıllar süren çalışmasının meyvesini aldı ve 'Sakin Olmam Lazım' adını verdiği ilk albümünü çıkarttı.
Hayko Cepkin, klavyeci olarak müzik piyasasına girdi. Bu albüme kadar dokuz yıllık bir çabasının olduğunu anlatıyor: 'Önce okumaya çalıştım ama hepsi yarım yamalak oldu. Timur Selçuk'tan iki yıl, Academy İstanbul'da da bir yıl piyano eğitimi aldım. Mimar Sinan'da dışarıdan şan eğitimi aldım ama öğrencisi olamadım. Academy İstanbul'a gidip gelirken barda çalışıyordum. Öztürk ve arkadaşlarıyla karşılaştım. Klavyeci olarak çalışmaya başladım. Rahatsız bir adam olduğum için sahnede de fark ediliyordum. Bu da tekliflerin gelmesine neden oldu. Ogün Sanlısoy ile çalışmaya başladım. Aylin Aslım, Koray Candemir, Demir Demirkan derken düzenleme yapmaya başladım. Murathan Mungan'ın Sözvermiş Şarkılar albümünde Yeni Türkü'nün 'Kimdi Giden' parçasının düzenlemesini yaptım. Bir yandan da kendi albümüm için çalışmaya başlamıştım. Albüm için iki şirkete gittim. Biri EMI'dı. CD bıraktım, akşamüzeri Hakan Kurşun aradı.' Albüm, parçalar hazır olduğundan iki hafta içinde basılmış.
SÖZLERİM BİR KADINA AİT DEĞİL
Hayko Cepkin, albümünün yazlık olmadığını söylüyor. 'Hava karanlık olacak, yağmur olacak. İnsanlar 'offf' diyecek. O zaman kendilerinden bir sürü şey bulabilirler. İnsanlar çiçekler açarken, bikini giyinmiş kızlara bakarken şarkılarımı dinlemek istemeyebilir. Ben de genelde kışın üretiyorum. Odam da karanlık. Eylülden sonra ikinci klip çekilirse beni daha yakından tanıyacak insanlar...'
Albümdeki karamsarlığın nereden kaynaklandığını öğrenmek istiyorum. Çünkü aslında neşeli ve eğlenceli biri. 'Hayatım boyunca tırmalayarak çalıştım. Onun için, çalışan kazanır mantığını biliyorum. Müziğin ameleliğini de yaptım. Para kazanmam gereken dönemler oldu. Okulları da bu yüzden aksattım. Piyano eğitimini alırken bir yandan da Moğolların turnesine giderek sahne teknisyenliklerini yapıyordum. Evet, Hayko neşeli bir herif. Ama odasına kapandığında saklananlar ortaya çıkıyor. Bu, neşeli görünen insanlarda olan bir durum. Kemal Sunal gibi. Komik filmlerin yıldızı ama son derece ciddi biri...' Hayko Cepkin'in şarkı sözleri yaşadığı bir duyguyu anlatmıyor. Hatta bir kadına da ait değil. Hepsi bir gün başına gelebilir düşüncesiyle yazılmış.
Müzik tarzını belli bir kalıba oturtmayan Cepkin, klavye çalarak bestelerini yaptığı için farklı bir sound yakaladığını anlatıyor. Cepkin, 'Farklılık, klavyeyi gitar mantığıyla çalmamdan kaynaklanıyor. Albümlerdeki kayıtlar canlı değil. Gitar sesleri de klavyeden çıkıyor. Neticede elektronik bir müzik. İçinde rock öğeleri var. Vokal olarak arabesk tadı var. Ozansal sözler var' diyor.
SAHNEDE VAHŞİ OLUYORUM
Hayko Cepkin ile ilk kez albüm kapağında karşılaşanlar merakla karışık şaşkınlık yaşayabilir. Yüzü renklendirilmiş maske tadında bir kapak. Kendi tabiriyle 'vahşi'lik söz konusu. Müzikle beraber değiştiğini söyleyen Cepkin, bu değişimi en çok da sahnede yaşıyor. Sahne ona göre kutsal bir yer ve ulaşılmaz olması gerekiyor. Hayko Cepkin, 'O enerjiyi vermek lazım. Sahne sanatları vardır. Görselliği sunmak zorundasın. Seyircinin gözünün içine bakacaksın. Bulunduğun sahnenin sesinin oturması gerekiyor. Işık, ses ve görsellik birleştiğinde ulaşılmaz bir yerde olduğun ortaya çıkar. Klavyeyi benim gibi çalan yoktur. Gaza gelip, bir tane daha klavye alacak param olmadığı halde klavyeyi sahneden atan sonra da oturup leyimleyen bir adamım' diyor. Cepkin'in sahneyi bu şekilde yaşaması birlikte çalıştığı sanatçıları da olumlu etkiliyor, 'Şimdiye kadar memnuniyetsiz biri olmadı. İlginin bir kişiye odaklanması değil. Davulcu ne yapıyor insanların görmesi lazım. Dört kişi bir oyun oynuyor ve herkesin önde olması gerekiyor' diye anlatıyor.
Akşam Gazetesinden
Milliyet Hayko Cepkin: "10 yıl önce bu müziğin geleceği yok, aç kalacaksın diyen babam şimdi metalcileri sahiplendi. Eurovision'u bizimkiler kazandı diye seviniyor"
Hayko Cepkin rock müziğinin yeni gözdesi. Ev yapımı albümü "Sakin Olmam Lazım"ı çıkaralı neredeyse bir yıl olacak. O, bu sürede rock, barok ve elektronik altyapılı müziği ve dillere destan sahne performansı ile hayran kitlesini giderek genişletti. Kral TV Müzik Ödülleri'nden eli boş dönmedi, En İyi Erkek Rock Şarkıcısı ödülünü aldı. Üçüncü klibi "Fırtınam"ı çekti.
Şimdilerde ekimde vizyona girecek korku filmi "Araf"ın müziklerini yapıyor. Rock'n Coke Festivali'nde gerçekleştireceği sahne şovunu planlıyor. Cepkin "Siyah saçlarım ve yeni şarkılarım bu festivalde görücüye çıkacak" diyor.
Dedeniz akordeoncu, babanız eski davulcu. Hayatınıza müzik onlar sayesinde mi girdi?
Rahmetli halam da ut çalardı. Ama ailede kimse bu işi profesyonelce yapmadı. Evimizde tuşlu, büyük bir çalgı vardı: Dedemin akordeonu. Babamın bana hediye ettiği orgla dedemin çaldıklarını taklit etmeye başladım. Derken kilise korosuna girdim. Dokuz yıl koroda şarkı söyledim.
Hemen hemen tüm erkek çocuklarına org alınır. Çocukların hevesi geçince de odalarındaki gardıropların üstüne kalkar o orglar. Siz nasıl vazgeçemediniz çalmaktan?
Sanırım ufak yaşta beste yapmanın tadına vardım. Bir şeyler yaratmış olmak mutluluk verdi ve devamı geldi. Sonraları profesyonelleşmek gerektiğine karar verdim. Eğitimden nefret ederim ama müziğin eğitiminin alınması gerektiğine inanıyorum.
"Ben sinirli adamım, dövmecilik yapamadım"
Yine de okuduğunuz Mimar Sinan Konservatuvarı Opera Şan Bölümü'ne iki yıl devam edebilmişsiniz.
Okulu bitirmek zordu. Bitirsem de bazı kurumların kadro sınavları altı yılda bir açılıyor. O zaman da iki kişiyi falan ancak alıyorlar. Koroya girsem üç kuruş paraya lo, looo diye bağıracaktım. Geçimimi sağlamak için evde öğrencilere piyano ve şan dersleri vermeye başlayacaktım. Böyle bir hayat istemiyordum. Bu yüzden okuldan ayrıldım. Timur Selçuk'un Çağdaş Müzik Merkezi'ne girdim. Bitince Akademi İstanbul'da bir yıl piyano eğitimi aldım. Bu dönemde barlarda DJ'lik yapıyordum. Bir de dövme ustası Ruhsel'in yanında çalışıyordum.
Çalışıyordum derken... Siz de dövme yapıyor muydunuz?
Yok yapamadım. Sinirli adamım ben. Usta makineyi bir kere verdi, baktı sinirden ellerim, kollarım titriyor. "Bırak makineyi, sen sterilizasyona devam et" dedi. Ruhsel'in yanında küçük çekirge olarak dört-beş yıl kaldım. Dövmelerim de onun eseri.
Sahnede klavye çalmaya ne zaman başladınız?
1997'de Öztürk'le Alt Kemancı'da. Ardından Ogün Sanlısoy, Aylin Aslım, Koray Candemir, Demir Demirkan'nın klavyecisi oldum. Remiksler ve albüm düzenlemeleri geldi sonra.
Albüm yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Vallahi baktım yaş kemale eriyor. Demir'e, Aylin'e, Koray'a çalarken grupta en genç hep bendim. Ama aynı işe devam edersem yeni çıkan rock gruplarının içinde eski kaşar olacaktım. "Hayatımı sürdürmek için daha ne kadar klavye çalabilirim ki?" diyerek evde yaptığım kaydı EMI firmasına getirdim. "Bunlar demo. Sizden kayıt imkanı istiyorum" dedim. Ancak "Bu hali güzel" dediler ve hemen bastılar albümü.
"Stüdyoya girseydim daha iyi bir albüm olurdu" gibi bir pişmanlığınız var mı?
Ben değil de şirket çok pişman oldu. Şarkıların konser versiyonunu gördükten sonra "Keşke böyle bir kayıt yapsaydık" dediler. "Sakin Olmam Lazım"ı evde kaydettiğim için komşular rahatsız olmasın diye adam gibi söyleyemedim, bağıramadım, çağıramadım. İstediğim gitarlar, vokaller yok. İkinci albüm bunları ekleyince tam istediğim gibi olacak.
"Ortaya karışık bir şeyler"
Yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz? İçinde barok müziği de rock da var.
Ortaya karışık bir şeyler yaptım. Klasik müzik eğitimim nedeniyle altyapı barok. Rock'çı kültürden geliyor olmamdan kelli üzerine rock eklendi. Elektronik var çünkü klavye çalıyorum. Türkiye ve Ermenistan'ın halk türküleri sayesinde albümde ağıt da var. Şarkılarımın içinde black metal kalıpları bile bulunuyor.
Aileniz okulu bırakmanızdan ve barlarda çalmanızdan pek hoşnut değilmiş. Albüm çıkarmanızı nasıl karşıladılar? Hoşlarına gitti mi?
Babam 10 yıl önce bu müziğin geleceği yok, aç kalacaksın diye söylenirken şimdi metalcileri, rock'çıları sahiplendi. "Eurovision'u bizimkiler kazandı" diyor. 10 yıl sonra bile olsa "Baba bak gördün mü? İstediğim gibi bir albüm yaptım ve tuttu" diyebilmek güzel. Babam geçenlerde konserime geldi şöyle dedi: "Oğlum çok güzel böğürüyorsun."
Yeni albümünüz ne zaman çıkıyor?
Şarkılar hazır. Kasımda çıkacak. Bu defa enstrümanlarla adam gibi kaydedilecek. Şirketim "Aman kendi başına bir şey yapma, bu sefer stüdyoyu ayarlıyoruz" diyor zaten. Ama yüzde 70'i yine evde hazırlanacak.
"Hatunlara şarkı yaptığımda ortaya berbat şeyler çıktı"
Konserinize gidenler sahnede "süper" olduğunuzdan bahsediyor. Orada kendinizi nasıl hissediyorsunuz da bu kadar havaya giriyorsunuz?
Savaştaymışım gibi hissediyorum. Tüm hırsım sahnede ortaya çıkıyor. "Sakin Olmam Lazım" ilk çıktığında parçalarımı aşk şarkıları sandılar. Oysa hiçbiri değildi. Pek çok kimse onların aşk şarkısı olmadığını ancak konserlerimde anladı. Hayatımda bir kez bile bir kadına şarkı yapmadım.
Birine çok tutulmadınız diye mi aşk şarkısı çıkmadı sizden?
Yok, ondan değil. Hatun üzerinden yola çıkıp şarkı yapmaya çalıştığım zaman ortaya berbat şeyler çıktı. İlk bestelerim genelde böyleydi. Kötü ve samimiyetsiz. Sonra baktım ki aslında sorun bende. Kendime söylemem gerekenleri şarkı yaptım.
"Saçlarım siyah olacak"
Cepkin "Yeni albümün konsepti korku üzerine. Saçlarımı da konsepte uygun olarak siyaha dönüştüreceğim. Ve uzatacağım" diyor.
Sakin olalım beyler ve bayanlar
'Sakin Olmam Lazım' adlı ilk albümü ile müzik piyasasını selamlayan Hayko Cepkin, ilk albümü, gerisi ve ilerisini anlattı
Uzun zamandır müzik dünyasında olmanıza rağmen bu sizin ilk albümünüz. Neden öyle?
Çalıştığım insanlar ve içinde bulunduğum projeler nedeniyle kendi planlarımı devamlı erteliyordum. “Bu proje de bitsin, kimseyi yarı yolda bırakmayayım mantığı hakimdi. Çünkü bıraktığım an yerimi dolduracak bir klavyeci yoktu piyasada.
Bazı şarkılardaki alt yapı Gökhan Kırdar'ın uzun yıllar önce yaptığı "Trip" albümüne benzetiliyor. Sever misiniz kendisini?
Takdir ettiğim bir müzisyendir ama albümümün ne alt yapı olarak, ne trafik, ne de şan kalıpları olarak birilerine benzediğini düşünmüyorum. Yeni bir albüm olduğu için dinleyicilerin bir şeyleri bir şeylere benzetme güdüsünü de şimdilik sabırla karşılamaktayım. Zamanla çözümleneceğine inanıyorum.
"Sakin Olmam Lazım"memlekete uyarlarsak, hangi konularda daha sakin olmalıyız sizce?
Sanırım her konuda. İçinde bulunduğumuz meslek dalı itibariyle her adımımızda karşımıza çıkacak problemlere sabırlı ve sükunetle yaklaşmamız icap ediyor. Bende de olmayan şeyler olduğu için bunlar, biraz şahsıma ait bir album ismi oldu aslında.
Müziğinizdeki arabesk hal Türk müzik dünyası içinde artık olmazsa olmaz bir hal sanırız. Türklük ve arabesk, nasıl bir ikili sizce bu ikisi?
Tamamen kocaman, ayrılmaz bir ikili olduğunu düşünüyorum. Ama sırf bu kalıpla sınırlı kalmadığını da düşünmekteyim. Çünkü bir o kadar da eğlenceli bir toplumuz.
Herkesler şıkır şıkır yaz şarkılarıyla meydana çıkarken siz biraz melankolik ve bunalım takılır gibisiniz. Nasıl bir insansınızdır ve bu, müziğinizi nasıl etkiler?
Nasıl bir insan olduğumu anlatmam uzun zaman alabilir. Çünkü çok değişken bir kişiliğim var. Neşeli gözüken bir insan olmama rağmen yalnız kaldığım zamanlar genelde karanlık ve negatif olabiliyorum. Albümü yalnız kaydettiğim düşünülürse müziğe olan etkisi de cevaplanmış oluyor sanırım.
Bu albümü evde yaptınız. Albüm sürecini biraz anlatabilir misiniz?
9 senelik klavyecilik hayatımda turneler boyunca kendimi yetiştirmek için evde devamlı remix, düzenleme ve beste calışmaları yaptım. Yıllar gectıkce yaptığım kayıtlar ve besteler olgunlaştı. Gerçek anlamda takdir gördüğüm bir şirketle karşılaşınca da album süreci başlamış oldu. Kayıtlar hazırdı. Şirketime sadece bandrol alıp basmak ve dağıtmak kaldı.
Klavyeden başka müzik aleti çalıyor musunuz ?
Hayır. Tek enstrümanda yoğunlaşmaya çalıştım.
İlk klipte aydaydınız, ikincisinde nerede olacaksınız ? Kilyos’u ay haline getirmek için neler yaptınız ?
Mekan taş ocağı olduğu için zemin ay zemini olmaya cok müsaitti. Sadece belirli bölümlere kamyonlarla getirdiğimiz çimento desteği yaptık. 2. klip için nerede olacağımız konusunda bir şey diyemem ama piyasa olarak sağlam bir yerde olacağımızı söyleyebilirim.
Tempo - Berrin Karakaş - 06 Eylül 2005
10 Mart 2007 - SaklıFest - Hayko Cepkin & Ogün Sanlısoy & Çilekeş
10 Mart 2007 Cumartesi
Saklıkent / ANKARA
Giriş : 20 Şubat 2007 tarihine kadar: 17 YTL ; 20 Şubat Sonrası 22 YTL, etkinlik Günü Kapıda 25 YTL olacaktır. / 18 yaş sınırı vardır.
Kapı Açılış : 19:00
Ogün Sanlısoy
HAYKO CEPKİN
Çilekeş
07 Mart 2007 - OozeFest - Hayko Cepkin & Özlem Tekin & Malt
07 Mart 2007 Çarşamba
Ooze Venue / İZMİR
Giriş : 20 Şubat 2007 tarihine kadar: 17 YTL ; 20 Şubat Sonrası 22 YTL, etkinlik Günü Kapıda 25 YTL olacaktır. / 18 yaş sınırı vardır.
Kapı Açılış : 19:00
Özlem Tekin
HAYKO CEPKİN
Malt
haykonun en cok fırtına şarkısı seviyorum
benide eklermisin
There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)