+ Konuyu Cevapla
Toplam 13 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 5 ... SonuncuSonuncu
Toplam 121 sonuçtan 21 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Beşiktaş Fan Klup.. (Yeni versiyon)

  1. #21
    Administrator *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32,102
    Rep Puanı
    10000

    Icon37

    BJK İnönü Stadı

    BJK İnönü Stadı, [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'nda [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] ile [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] semtleri arasında yer alır. [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'un ilk modern stadyumudur.
    Mimari planları Mimar [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!], Mimar [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] ve Mimar [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] tarafından hazırlanmış olup, II. [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!][Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] devrinde ve [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] yeni açık tribünler inşa edilmiştir. Stadın temeli, [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!][Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'da [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'nın eski has ahırlarının bulunduğu arazide atıldı. Ancak kısa bir süre sonra [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'nın getirdiği sıkıntılar inşaatı engelledi. Bu nedenle [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!][Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'te yeniden bir temel atma töreni yapıldı.
    İnönü Stadyumu'nun ilk maçı [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!][Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'de Beşiktaş ile [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'in [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!][Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] takımı arasında oynanmıştır. Bu stadyumdaki ilk golü de o zamanlar Beşiktaş’ın futbolcusu olan [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] atmıştır. İlk maç 3-2 Beşiktaşın galibiyeti ile bitmiştir.
    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'de açılışında adı İnönü Stadı iken [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'de [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'na çevrildi daha sonra [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]'de tekrar İnönü Stadı oldu. Uzun süre [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] bu stadı kullanmıştır.
    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] Yılında [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] ile BJK arasında imzalan sözleşme ile 49 yıllığına kiralanmış ve adı Beşiktaş İnönü Stadı olarak değiştirilmiştir. Bu sözleşmeyle BJK İnönü Stadyumu ile ilgili tasarruflarda bulunmaya sadece [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] Derneği’nin yetkili olduğu hukuken tescil edilmiştir.
    [Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!]-[Ziyaretçiler üye olmadan, üyelerimiz ise konuya mesaj yazmadan linkleri görüntüleyemezler.Hemen ÜYE OL!] sezonunun tamamlanmasının ardından başlayan zemin indirme projesiyle, saha çevresindeki tartan pist kalkmış stad kapasitesi yüzde 50 artışla, toplam koltuk kapasitesi 32.145’e ulaşmıştır. 2006-2007 Yılı itabariyle stadın 40.000 kişi olması için çalışmalar bşlatılmıştır inşatın tahmini süresi bölüm bölüm 3 yıl stad kapatılıp yapılırsa 1 yıl 6 aydır








  2. #22
    Administrator *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32,102
    Rep Puanı
    10000

    Icon37 Nevzat Demir Tesisleri

    Beşiktaş Jimnastik Kulübü Nevzat Demir Tesisleri, Şile-Ümraniye otoyoluna cepheli ve Ümraniye kavşağına yaklaşık 1 km. uzaklıkta Orman Bakanlığı tarafından 49 yıllık intifa hakkı BJK’ya verilen 145 dönüm arazi üzerinde bulunmaktadır.

    Tesisin kurulduğu alanın orman dokusu ile çevrili olması, kamp ortamı için sunduğu doğal imkanların dışında metropol yaşamının getirdiği olumsuz koşulları da çok iyi bir şekilde izole etmektedir. Bunun yanı sıra tesisin Avrupa-Asya bağlantısına olan yakınlığı da kent içi ulaşımda çok ciddi bir avantaj sağlamaktadır.

    Tesis T.C. Orman Bakanlığı tarafından Beşiktaş Jimnastik Kulübü için ilk tahsis edilen 55.600 m2 alan üzerine kurulmuş olup, tesiste Profesyonel Futbol Takımı Kamp Binası, Altyapı Futbol Takımları Kamp Binası, Basın Merkezi, toplam alanı 30.000 m2'yi bulan 4 adet çim antrenman sahası ve rekreasyon alanları yer almaktadır.

    Bu alana ilave olarak tahsis edilen 89.500 m2'lik ikinci alanda çim ve sentetik çim antrenman sahaları ile koşu parkurları ve rekreasyon alanları planlanmıştır.

    Tesisin proje çalışmaları titiz bir araştırma süreci sonucunda başlamış ve içerisinde bulunduğu doğal ortamla ve bu doğal ortamın olanaklarından faydalanan, kullanıcısının her türlü fiziksel ihtiyacına cevap verirken, hem kapalı, hem de açık mekanları ile kamp ortamının huzurlu atmosferi yaratılmaya çalışılmıştır. Binalarda kullanılan Türk mimarisinin geleneksel çizgileri ve mekan anlayışı bu konsepti desteklerken, mekan çözümlerinde başarıyı da beraberinde getirecek olan ayrıntılar üzerinde hassasiyetle durulmuştur.

    Bu yönleriyle Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, aynı zamanda bütün dünyada futbolun gelişimine önemli katkıda bulunacağına inandığımız bir tesise imza olmanın gururunu yaşamaktayız.

    Nevzat Demir tarafından tamamlanan Tesisler 26 Temmuz 2002 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sn. Necdet Sezer tarafından açılarak hizmete sunulmuştur.

    A TAKIM KAMP BİNASI:
    3540 m2 olup, 5 adet tek kişilik suit yatak odası, 21 adet çift kişilik yatak odası, 6 adet ofis ve toplantı odası mevcuttur.
    Ayrıca, jimnastik salonu, soyunma odaları, duş üniteleri, tedavi ve masaj odaları, sauna, jakuzi, dinlenme salonları, hobi, oyun ve TV odaları, seminer odası, teknik direktör ve antrenör odaları, restaurant, mutfak ve bar bulunmaktadır.

    ALT YAPI KAMP BİNASI:
    1800 m2 olup, 15 adet yatak odası, 4 adet ofis ve seminer odası, jimnastik salonu, masaj ve tedavi odası, teknik direktör ve antrenör odaları, soyunma odaları, duş üniteleri, sauna, jaluzi, dinlenme odaları, yemekhane, ısıtma mutfağı, çamaşırhane bulunmaktadır.

    BASIN MERKEZİ:
    170 m2 olup, toplantı salonu, oturma bölümü, iletişim odası, mutfak ve WC'den oluşan basın binası, kamp tesislerinin girişinde yer almaktadır.

    ÇEVRE DÜZENLEME:
    Tesislerin su ihtiyacı, açılan 5 adet sondaj kuyusundan büyük ölçüde karşılanmaktadır. Enerji ihtiyacı ise tesis içinde yapılan 630 kva'lık trafo binasından sağlanmaktadır. Tesis içinde çevresinde dinlenme mekanları bulunan bir gölet yapılmıştır.
    Tesis içi araç ve yürüme yolları parke taşı ile kaplanmış, ışıklandırılmış ve çevre peyzajı tamamlanmıştır.

    ÇİM SAHALAR:
    Toplam alanı yaklaşık 30.000 m2 olan 4 adet çim saha için otomatik sulama sistemi bulunmaktadır . 1 ve 2 nolu antrenman sahaları çevrelerinde 850 metre uzunluğunda kiremit irmikli koşu parkuru yapılmıştır. Saha kenarlarında basın için 3 adet toplam 63 kişilik tribün konulmuştur.








  3. #23
    Karakartal neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2005
    Bulunduğu yer
    Alayından
    Mesajlar
    10,674
    Rep Puanı
    9914

    Standart













    Yakıyorsak Aşkımızdan




    шнαт goєs αяoυиd coмє αяoυиd









  4. #24
    Administrator *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32,102
    Rep Puanı
    10000

    Icon37

    Dedikya bir kere, "Beşiktaş ya ruhumuzdadır, ya da hiçbir yerde..."
    Biz ki en sağır kulaklara fısıldardık: "Burası İnönü burdan çıkış yok oğlum, yok kızım " diye...

    Burası İnönü;golden sonraki sevinçle başlar ölüm-kalım savaşı; Beşiktaş’ımızın üstünde siyah-beyaz çubuklu forma, bizim dilimizde "Beşiktaş’ım sen çok yaşa, canım feda olsun sana"

    ... Gökyüzü simsiyah, ruhlar bembeyazdır artık. Ve, bir Kartal seyretmektedir bunları gökyüzünün en yüksek noktasından süzülürcesine...

    Beşiktaşlı olmak sadece "taraftar" olmak anlamına gelmez. Taraftarlığı da bir kutsal forma içerisinde kutsamaktır... İşte o zaman ruhlar ve bedenler tek bir varlık gibi dans ederler tribünlerde...

    Dedikya; Burası İnönü!

    Burada yaşanılanlar, anlamayanların akıl sağlığını bozar. Mabedimiz İnönü kutsaldır bizim için. Kucaklaşmanın olduğu güne siyah-beyaz peynir zeytinle başlarsın; sonra Kartal olur 40 bin kişi konarsın tribünlere, topla birlikte sen de tribünde atağa geçersin; orta yaparsın; kafa topuna çıkarsın; gol atar gol kaçırırsın; rakibin atağını kesmek için tribünde kendi kalene koşarsın; arasıra sen de tribünde sakatlanırsın ama kimseye çaktırmazsın; totem yaparsın; maçı bırakıp, koridora çıkıp dua edersin; kulaklarına gelen sesin tansiyonuna dayanamaz, tekrar tribüne koşarsın; inanmışlığın verdiği haykırmayla tekrar tribünde atak üstüne atağa geçersin...
    "Haydi Kartalım... Haydi Beşiktaşım..."
    diye yalvarırcasına bağırırsın...

    Çünkü sen 12. Adamsın!
    12. Adam asla yorulmaz, inancını yitirmez, hep pozitif olmak zorundadır, bu enerjiyi sahaya yansıtmalıdır. Giydiği 12 numaralı formanın hakkını verir. Akıttığı terden güneşte çay demler. Maçı Kartallar edasında koparır, kazandırır. İnönü'de maç oynanırken orada olamayan 12. Adamların gözleri açık gider ölüme.

    12. Adamlar zor bulunurlar... Öldüklerinde İnönü'nün Beleştepe'sinde gömülmek için oranın kendilerine mezarlık yeri olarak ayrılmasını isterler ya da küllerini İnönü'nün çimlerine savrulmasını vasiyet ederler. Ama, ruhları asla ve asla ölmez! 12. Adam giydiği Kartal Baskılı ÇARŞI Formasını stad yapılırken İnönü'nün çimlerine çoktan ruhuyla birlikte gömmüştür. Şimdi o formanın üstünde gelecekteki başarılar ve zaferler özgürce yeşermektedir... Ve, artık sahada 12'ler savaşmaktadır.

    Forma nerede mi gömülü?
    Eski açık tarafı ceza alanı dışındaki sağ iç köşede... '12.Adam Çarşı Forması'nı yaptığımız ayinle mabedimize gömdük ve üzerine de şu dörlüğü yazdık:

    İnönü'ye karanlık çöktüğü zaman
    Dışarıda yağmurlar yağdığı zaman
    Tibünlerde ÇARŞI coştuğu zaman
    Haydi bastır Şanlı Karakartalım...

    O forma Beşiktaşımıza ömür vermiş ve vermekte olan tüm Kartallara hitaben oraya gömülmüştür.Dünyada başka örneği varsa buyursunlar çıkarsınlar.
    Bir ömür de bizden Kartalım... Bir ömür de bizden Beşiktaşım...




    NOT:ALINTIDIR








  5. #25
    Karakartal neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2005
    Bulunduğu yer
    Alayından
    Mesajlar
    10,674
    Rep Puanı
    9914

    Standart

    Unutulmaz Kaptan Baba Hakki Ve Anilari...


    Beşiktaş'ın efsane futbolcusu Hakkı Baba'nın asıl mesleği avukatlıktı ama o avukatlık yerine, sadece futboluyla değil, bir "Baba"ya yakışır
    kişiliğiyle de yeşil sahaların "hakim"i olmayı seçti.
    Baba'nın siyah-beyaz formayla top koşturduğu 17 yıl boyunca neler yaşandı neler...

    ** Baba Hakkı sahada tatlı-sert ama efendi halleri ile tanınırdı. Maçlarda hata yapan takım arkadaşlarını kırmaz, teskin eder, gönüllerini alırdı.
    Bilerek laubali davranan biri olduğunda, elini beline koydu mu gerisini muhatabı olan anlar,
    yaptığına pişman olup, hemen kendine çekidüzen verir, Baba Hakkı da eski haline dönerdi.

    ** Her insan gibi onun da sinirlendiği olurdu elbette. Fener, Beşiktaş'a 4 gol atmıştı, hem de Karakartallar'ın kendi mahallesinde,
    Şeref Stadı'nda. Maçtan sonra Baba Hakkı, bütün Beşiktaş takımını sahada tek tek yakalayıp dövdü.
    Bir tek Şükrü Gülesin'i yakalayamamıştı. Çünkü sol açık Şükrü, tazı gibi koşuyordu.

    ** Faul ile gol atan ve kaleciyi kıvrandıran arkadaşına "Böyle gol olmaz olsun be!" diye bağırmış, Cihat'ın "Yeter artık Hakkı abi!"
    şeklindeki feryadı üzerine 5. golü atmayan, hakeme "Kemal Bey top elime değdi, attığım gol şaibelidir. İptal etmeniz doğru olur" diyebilmişti.

    ** 1940'larda Galatasaraylı ***** -bir müdafaa anlayışı olarak üzerine gelen topları forvetin o toptan beklentisini boşa çıkarıp
    biraz da moral bozmak amacıyla uzun vuruşlarla rakip sahaya geri göndermesiyle meşhurdu. Hatta topa uzun vurduğu
    ayağını kalçadan biraz daha açarak sallar, salladığı ayağı yarım vole pozisyonunda yanına yaklaşan rakibine sağlam bir tekme de olurdu.
    Yani hem adama hem topa hesabı. Yine bir Beşiktaş-Galatasaray maçında ***** yanına sokulanın Baba Hakkı olduğunu görmeden sallıyor ayağını. Hem de ne sallama. Top rakip kaleye kadar uzanıyor.
    Ardından bir "çaaat!" sesi yükseliyor Şeref Stadı'nda. Baba Hakkı yediği tekmenin ardından *****'a öyle bir Osmanlı tokadı atmış ki sesi ta Beşiktaş'tan duyulmuş.

    ** Baba Hakkı maç boyunca bir türlü gol atamadıklarını görürse orta alandan kaptığı bir topla iki kolunda sepet gibi
    iki oyuncu taşıyarak onsekize dalar, bütün savunmayı üstüne çekip boş kalan bir arkadaşına gollük bir pas verirdi.
    Kollarıyla arkasında tuttuğu oyuncular kolay kolay önüne dolanamazlardı. Futbolu kafasıyla oynayanlar onun kollarına
    yakalanmamaya özen gösterirlerdi. Şeref Stadı'ndaki Bir Galatasaray-Beşiktaş maçında Eşfak Aykaç yan haf oynuyor,
    Baba Hakkı'yı denetliyordu. Baba Hakkı orta alanda bacaklarını açmış, topu iki ayağının ortasına almış, sırtı Galatasaray kalesine dönük,
    kollar hazır bekliyordu. Savunma oyuncusu ne yandan gelirse, onu koluna kıstırıp öbür yana dönecek.

    Eşfak tam arkasındaydı ama fazla yaklaşmıyordu. Baba Hakkı ise, nasıl olsa gelecek diye, bacakları açık, öylece duruyordu.
    Birden Eşfak hafif çökerek bir ayağını onun iyice açık iki bacağının arasına sokup önündeki topa dokundu.
    Top bir metre kadar gidip durdu.

    Baba Hakkı iki adım atsa topu yeniden ayağına alabilirdi. Eşfak da onun bu şaşkınlık anında çevresinden dolanıp belki topa bir daha vurabilirdi.
    Ama böyle şeyler olmadı. Oyun sanki bir an durdu. Eşfak yavaş yavaş birkaç adım geri çekildi.
    Baba Hakkı ise hiç telaş etmeden olduğu yerde arkasına döndü. Bacaklarının arasından ayağını sokup önündeki topa vuranın kim olduğuna baktı.
    Top bir metre ötede bekliyor, iki takım oyuncuları da yerlerinden kıpırdamıyorlardı. Baba Hakkı gene telaş etmeden gidip topu aldı, pasını uzattı.

    ** Bir Beşiktaş-Fenerbahçe maçında Şükrü korner atacağı sırada Baba Hakkı yanına yaklaşıp, "Pas ver" demiş.
    Baba Hakkı bu, karşı gelmek mümkün mü? Ama Şükrü onu dinlememiş, doğrudan kaleye yollamış topu ve gol...
    Baba Hakkı başlamış Şükrü'yü kovalamaya. Şükrü bir yandan kaçıyor, bir yandan bağırıyormuş, "Niye kovalıyorsun Baba? Gol oldu işte"
    Baba Hakkı, soluk soluğa "Dur ulan" diye seslenmiş. "Dövmek için değil, öpmek için kovalıyorum."

    ** Müjdat Gezen'in hakem olan babası Necdet Gezen, sezonun son maçı olan FB-BJK maçını yönetiyormuş. Önemli bir maçmış bu.
    Fenerbahçe kazanırsa şampiyon olacakmış. Beşiktaş'a ise şampiyon olmak için beraberlik bile yetiyormuş.
    Sarı-lacivertliler 1-0 öne geçmiş. Kara kartallar canlarını dişlerine takıp saldırmaya başlamışlar. Bir ara Baba Hakkı ceza sahası üstünden topa vurmuş.
    Top köşeden kaleye girmiş; ama ağda bir delik varmış, çıkıp neredeyse tribünlere kadar gitmiş. Necdet Bey de gol olduğunu görememiş,
    aut kararı vermiş. Başta Baba Hakkı, Beşiktaşlılar çevresini sarmışlar. Kararında direnmiş Necdet Bey; oyun aut atışıyla yeniden başlamış.
    Başlamış ama Necdet Bey de kararının yanlış olduğunu fark etmiş. Yapacağı bir şey yokmuş. İçi içini yiyormuş.
    Kartalların şampiyonluğuna haksız yere engel oluyor diye. Derken yine Baba Hakkı bir hışımla topa vurmuş.
    Top kaleciyi geçip ağlara takılmış. Necdet Bey kendini tutamamış artık. Düdüğü fırlatıp atmış. Santraya koşmaya başlamış.
    Koşarken de bir yandan "Gooool!" diye bağırıyormuş!

    ** Necdet Gezen ile ilgili hoş bir anısı daha var Hakkı Baba'nın. 1948 yılı... Karagümrük-Beşiktaş maçı. Vefa Stadı tıklım tıklım.
    Orta hakem sahaların en renkli kişiliklerinden biri olan Necdet Gezen. Yan hakem de sonradan gazeteciliğe geçecek olan rahmetli Fahri Somer.
    Maçın ilk yarısı biterken Baba Hakkı bir yarım voleyle topu ağlara yolluyor. Top ağların her zamanki hırpaniliğinin arasından! dışarı çıkıyor.
    Hakem biraz uzak pozisyona. Beşiktaşlı taraftarlar ve futbolcular sevinç içinde birbirlerine sarılırken Necdet hoca aut atışı yapılmasını istiyor.
    Aynı taraftar kalabalığı bu kez sin-kaf olayına giriyor, hem de hallice ve yüklüce... Maçın ilerleyen dakikalarında Kartalların baskısı
    devam ediyor ve bir gol daha atarak maçı 1-0 kazanıyorlar. Ancak tribünlerdeki nümayiş bitmiyor, ortalık karışıyor.
    Baba Hakkı hemen yakınındaki genç yan hakem Fahri'ye sesleniyor; "Söyle Necdet hocaya yanıma gelsin!"
    Necdet hoca biraz ürkek Baba Hakkı'nın yanına ilişiyor. Baba giriyor orta hakemin koluna ve binlerce kızgın adamın arasından çıkarıveriyor.
    Necdet Gezen, Baba Hakkı'nın sert bakışlarıyla iki yana ayırdığı kitlenin arasından stadyumu sağ salim terk ediyor.

    ** Yıl 1946... Fenerbahçe-Beşiktaş maçında hakemin dışarı attığı Beşiktaşlı genç oyuncu, Baba Hakkı'ya gidip; "Hakem beni attı çıkayım mı kaptan?" diye sormuş
    ve Baba Hakkı'nın da "çık" diye işaret etmesinden sonra sahadan ayrılmış.

    ** Şeref Stadı'nda takım olarak fotoğraf aldırıyor Beşiktaş. Karakartallar'ın üzerinde beyaz uzun kollu formaları var.
    Baba, formanın üzerine baklava dilimi desenli bir kolsuz kazak giymiş. Peki o kazakla maça çıkmış mıdır Baba?
    Şöyle kuralım sahneyi; Baba tam maça çıkacak hakem baş ve işaret parmaklarıyla kendi gömleğini gösteriyor. Yani "Hakkıcım o kazak ne oluyor?" gibisinden.
    Uzaktan ama. Hissettirerek. Baba'da eliyle havanın ne kadar soğuk kendisinin de ne kadar hasta olduğunu anlatıyor kısaca.
    Ciddi... Hakem göz kapaklarını yere indirip onay veriyor; "Tamam Hakkıcım!" der gibi... Bir tek ikisi biliyor bu konuşmayı...

    ** Hakkı Kaptan sadece Beşiktaşlılar'ın Baba Hakkı'sı değildi. Sahaya çıktığı zaman rakip takım bile saygıda kusur etmezdi.
    Çok önemli bir Fenerbahçe maçında hakemin yönetimine çok kızmış, maçı durdurmuş, hakemi soyunma odasına göndermiş,
    tribünden indirdiği başka bir hakeme maç yönettirmişti.

    ** Çok özel biriydi, bir fenomendi. Milli takımı en çok yöneten antrenör olan Coşkun Özarı "Henüz çocuktum, gençtim.
    Şeref Stadı'nda ilk kez giydiğim Galatasaray formasıyla Beşiktaş'a karşı oynuyordum. Kalede Fevzi.
    Kafayla da harika bir gol attım. Hakkı Kaptan 'Hey çocuk, buraya gel' dedi. Koştum gittim, elini öptüm. 'Buyur kaptan' dedim.
    Yanağımı okşadı, döndü bütün takıma 'Bu çocuk ileride büyük futbolcu olacak dikkat edin, sakın ona tekme atmayın' dedi.

    ** Meşhur hakemimize idare ettiği bir Beşiktaş-Galatasaray maçından sonra sormuşlar. Hakkı bugün çok sert oynadı,
    birçok faule göz yumdun, az düdük çaldın neden? Hakem şu cevabı vermiş, azizim delikanlının bakışı ve yürüyüşü bile faul,
    hangi birine yetişeyim de çalayım.

    ** 1941 yılı... Beşiktaş Ankara'da Harbiye ile karşılaşır... O zaman Harbiye takımı çok kuvvetli. Şükrü Saraçoğlu, fahri başkanımız
    Recep Peker maçta...
    Oyunun başlarında Sabahattin Erman'ın iki golü ile Beşiktaş geriye düşer, Baba Hakkı sinirlenir derken bir gol daha gelir,
    seyirci de tepki göstermeye başlar.
    Bu halde soyunma odasına girilir ama kaptanı sakinleştirmek mümkün değildir. Gözleri yuvalarından fırlayacak şekilde
    bağırmaya başlar. Biraz sakinleşince futbolcuları etrafında toplayarak ikinci devrenin taktiklerini verir.
    Ömer'e "senin tuttuğun adam üç gol attı, ikinci devrede adam bir daha topa vurursa ben de senin kafanı kırarım,
    Cahit sen niye pas vermiyor, topu ayağında fazla tutuyorsun" diyerek ordu komutanı gibi emirler yağdırır.
    Kesinlikle dördüncü golü yemeyeceklerini, maçı kazanmalarını, kazanamazsanız en azından kazanmak için gerekli hırsı ve gaye birliğini göstermelerini ister.
    Eğer bunlar olmazsa işte o zaman hazır olun, tren biletlerinizi yırtarım, İstanbul'a demiryolundan yürüyerek dönersiniz der.
    Cahit'i geriye, Çengel Hüseyin'i de sol içe, Kemal'i sağ içe alıp kendisi de geçer santrfora. Sağ açıkta Vecdi, sol açık Eşref oynuyor...
    Bütün toplar Baba Hakkı'da toplanır. Kaptan gerçekten çok büyük çaba sarf eder. İkinci devrenin başlarında dört gol birden bulur Beşiktaş,
    sonra da iki tane daha. Altıncı golden sonra, şimdi topu yere indirin, top oynayın, futbol oynayın, diye talimat verir.
    Beşiktaş şahlanmıştr artık. Öyle bir futbol oynarlar ki tribünlerde kıyametler kopar, herkes Baba Hakkı'lı takımı ayakta alkışlar.

    Gerçekten demiryolundan yürütecek miydiniz ? sorusuna hiç düşünmeden cevap verir:
    " Tabii yürüterek yaya gönderecektim. O kadar hırslanmıştım ki!

    ** Bir Fenerbahçe maçı. Fenerbahçe'nin ünlü santrforu Suphi Ural. Lawton Suphi. Beşiktaş'a karşı harika oynuyor, nefis de bir gol atıyor.
    O an Hakkı Kaptan'ın o gür sesi: 'Buraya gel çocuk.' Suphi Ural utanıyor, sıkılıyor, 'Buyurun efendim' diyor.
    Hakkı Kaptan'dan sevgi dolu bir cevap: 'Aferin. Golün çok güzeldi, tebrik ederim evladım.'

    ** Beşiktaş'ı Beşiktaş yapan bu isim, futbolu çok tuhaf noktaladı. İnönü Stadı'nın açılış maçında İsveç takımı AIK maçında seyirciler homurdandılar.
    Hafif de bir ıslıkladılar. Hakkı Kaptan ellerini her zaman yaptığı gibi beline koydu, tribünlere mağrur bir ifadeyle baktı.
    Maç oynanırken de çıkıp gitti. O gidiş son gidiş. Futbolu bırakmıştı.

    İşte en büyük Beşiktaş'lı Hakkı Kaptan böyle biriydi, Beşiktaş'ın ta kendisiydi.


    ALINTIDIR...


    Yakıyorsak Aşkımızdan




    шнαт goєs αяoυиd coмє αяoυиd









  6. #26
    Administrator *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32,102
    Rep Puanı
    10000

    Icon37

    çarşi kapalının ortasında sıralanan bir gurup değildir.

    - çarşi bir ruhtur. çarşi, new york da metro trenine yazılmış siyah beyaz
    bir grafitidir,

    - prag da duvara yazılmış bir yazıdır,

    - erzincan da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir,

    - adana da bir rengi bozuk derneğinin duvarlarına boyanmış siyah la
    beyazdır,

    - galatasaray lisesi duvarına yazılmış "çarşi ulan" işaretidir

    bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal
    beşıktaş formasındadır çarşi

    zonguldak ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "maç kaç
    kaç?" sorusundadır çarşi.

    hakeme kızdığında "satanist hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir.


    atatürk e dil uzatan dönemin milletvekili hasan mezarcı ya "hasan
    mezarcı'ya kafam girsin" diyen tezahüratıyla cumhuriyet in kemalist
    çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir.

    - rakiplerinin yalakalıklarına "tek adam, atam" yada "bir pankartta
    verhaugen e aç avrupa şampiyonu ol fener" diyen zekadır.
    beşıktaş aşkını pankartlarda "başka boyutların tanrısı" diye ifade eden kalp
    dir.

    -ceza sı gereği boş kalmış tribünlere "ruhumuz yeter" yazan yüreklerdir.

    -kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "cobarde
    gallina ortega *" pankartıyla maymun edenlerdir.

    -erkek adam renkli takım tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle
    çevirenlerdir.

    -işıklar söndüğü zaman tüm fenerliler güzeldir" pankartıyla herkesi
    güldürenlerdir.

    -"bizim taraftarımız daha fazla" diye böbürlenenlere "en fazla sinek de
    b... üzerinde olur" cevabını yapıştıranlardır.

    - futbolcusuna kızdığında "aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk
    aşkıdır.

    - 2 km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında
    hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.

    - bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukda, ayakta boynunda
    siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek karakartallarini seyreden nine dir.

    - tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir
    sokak çocuğudur, profesördür. omuz omuza zıplayıp "beşiktaşım benim biricik
    sevgilim" diye gözünde yaş gırtlağını yırtan solcusudur, sağcısıdır,
    ateistidir, hacısıdır, müslümanıdır, ermenisidir, yahudisidir,
    hıristiyanıdır.

    - irak işgalinden önce savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur.

    - mitinglerde "beşıktaşliyiz, savaşa karşiyiz" tezahüratlarında, tribünde
    "savaşa hayir", "amerikan şahinlerine karşı karakartallar" pankartlarıyla
    tepkisini koyandır.

    - bir f16 burnuna yapılmış kartal dır.

    - çarşi nın "a" sını anarşinin "a"sıyla yazan güce tapmayan isyankarlıktır.


    - "siyah beyaz ölüm yaşam" diyen felsefedir.

    - holiganlığı kahpelik, delikanlılığıda hayat felsefesi olarak
    benimseyenlerdir.

    - sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.

    - nazım hikmet in "aslolan hayattir" ına tribünlerin hacı babasıyla
    "hayatta beşıktaş" diye ölümsüzleştirenlerdir.

    - "çarşi, mustafa kemal harıç herkese, hatta kendınede karşi" diyen
    aykırılıktır.

    - tribüne boydan boya "ölüm ne zaman ve nereden gelirse gelsin; mezarıma
    siyah beyaz güller atılacaksa, mezar taşıma beşıktaş yazılacaksa, böyle ölüm
    hoş gelsin sefa gelsin..." yazan ölümsüz sevgidir.

    - çarşi ruhu beşıktaşinin uslanmaz asi ruhudur, beşıktaşini taparcasına
    seven çılgın aşığıdır.


    ALINTIDIR...








  7. #27
    Karakartal neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2005
    Bulunduğu yer
    Alayından
    Mesajlar
    10,674
    Rep Puanı
    9914

    Standart

    SİYAH FORMA VE KARA KARTAL

    Beşiktaş tarihinin en acı günlerinden birini 14 Haziran 1933 de yaşadı. Futbol şubesini kurarak şampiyon takımlardan oluşturulan, kulübe yıldız futbolcular ve geniş taraftar kitlesi kazandıran Şeref Bey vefat etti. Ertesi gün oynayacakları Fenerbahçe maçına Hakkı Kaptan ve arkadaşları Şeref Bey e durdukları saygı ve minnetin ifadesi olarak Siyah forma ile çıktılar… Soyunma odasında, Şeref Bey in anısına maçı kazanmak için birbirlerine söz verdiler. Maç gerçekten o güne kadar görülmemiş bir tempoda oynandı. Hakkı Kaptan ve arkadaşları olağanüstü şutlar attılar, kazanmak için ellerinden geleni yaptılar ama maçı 2-1 kaybettiler. Beşiktaş’lı futbolcuların Siyah matem formalarıyla oynadıkları bu maçta gösterdikleri gayret, tribünleri “Maşallah Kara Kartallar gibi oynuyorlar” sözleriyle övgüler aldı.
    Halk artık Beşiktaş’ın adını koymuştu : Kara Kartal

    BEŞİKTAŞ’IN TARİHÇİLİĞİ

    Beşiktaş tarihine dönük çalışmaların içinde en temel kaynak Vala Somalı’ya aittir. Somalı elbette Beşiktaş dışında çalışmalar da yapmıştır. Beşiktaş’ın içindedir. Yöneticilik yaparak, Beşiktaş’lı olmayı hem deneysel hem de yazınsal olarak ortaya koymuştur.
    Vala Somalı, temel kaynakların başında gördüğümüz Beşiktaş Tarih’inde 1903 kuruluş dönemine getirdiği görüşünü, İlker ateş’in kitabında pekiştiriyor. “Arabacılar denilmesini siz sık sık eleştirdiniz. Bunu bir de bizim için açıklar mısınız?”
    Somalı verdiği cevapta Beşiktaş’ın görüşümüzle pekişen yapısına da temas ediyor : “ Beşiktaş Jimnastik Kulübü, 1903 yılında Serencebey’de Osman Paşa’nınkonağında 22 seçkin genç tarafından kurulmuştur. Başta Osman Paşa’nın oğulları Hüseyin Bereket ile Şamil Osman olmak üzere tüm sporcular Osmanlı sarayına mensup ailelerin bireyleri oldukları için, o dönemin baskı rejiminden sıyrılabilmişler, Beşiktaş Kulübü’nü özel izinle kurma şansını yakalamışlardır. Beşiktaş beldesinin sakinleri, bu Beşiktaş’lı gençlerin antrenman saatlerinde toplu olarak saray arabaları ile yaptıkları yolculukları ve gezileri sempati ile izlemişler, onlara bir de isim takarak “Saray arabalı gençler” demeye başlamışlardır. O zamanlar temiz ve taktir hisleriyle Beşiktaş’lı gençlere yakıştırılan bu deyim zaman aşımı içinde, kendini bilmez bazı rakip taraftarlarca değiştirilmiş “Arabacılar”a çevrilmiştir. Beşiktaş saraya mensup çok seçkin bir zümre tarafından kurulmuş olmasına rağmen, belirli bir kesimin kulübü olmamış, “Karakterli olsun” prensibi içinde her kesime kapılarını açmıştır. Bu yönden hiçbir zaman komplekse düşmemiş, bilim adamları, komutanları, devlet adamlarını, ses sanatçıları ile olduğu kadar küçük esnafı ile arabacısı ile de iftihar etmiştir. O halde meslek primitinin bir kesimine sözle hakaret ederek, Beşiktaş’a arabacılar demek anlamsızdır.”

    BEŞİKTAŞ’IN YURTSEVERLERİ

    Beşiktaş savaş yıllarında ulusal bir bilinç içindeydi. Kulübün yapısındaki “askeri” oluşum, mensuplarını ulusal meselelerde daha duyarlı yapacaktı. Vala Somalı diyor ki : “ Sene 1914, umumi Harp felaketi… Dört yüz azalı B.J:K’nün memleket müdafaasında hissesine düşen fedakarlık payı hiç de ucuz olmadı. Futbol kaptanı Şair Kazım ve Asım’ın başsız vücutları Çanakkale’de bulundu. Dr. Ali, DR Mehmet, Ali Can ve Rıdvan Beyler Kafkas Cephesin’de tifus felaketi ile ebedi aleme göç ettiler. En son Sadi ile Behzatı’ı kaybeden kulüp yalnız futbol şubesinde 8 şehit verdi. Bu sıralarda Şeref Bey de vatan hizmetine davet edildi. Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Şeref Bey yedek subay olarak Romanya cephesine gönderilmişti.
    Birçok kıymetli sporcumuzun vatan müdafaasın için ateş hatlarında düşmanla çarpışıp şehit olduğu bu acı günlerde Akaretler’de Spor caddesindeki binada ve arkadaki spor sahasında, spor faaliyetleri öylesine devam olunuyordu. Harp seneleri içinde bu saha ve bina terk olunarak Beşiktaş Köyiçi’nde, Rus Kilisesi karşısında kilise vakfının olan geniş salonlu bir binaya nakledilmişti. Harp senelerinden evvel tanzimi, evvelce de izah edildiği üzere bugün ki lokalin arkasındaki o zaman yıkık bina enkazı ile dolu ve orman halinde bulunan saha, kulüp gençleri tarafından temizlenmiş, ayrıca binadan sahaya kapı açılmak suratiyle de kullanış kolaylığı temin edilmişti.”
    Beşiktaş’ın İstiklal Savaşı’daki bakışı da böyledir. Önceki savaşlarda formasını çıkartıp kaputunu giyen ve spor araç gereci yerine silah taşıyan Beşiktaş’lı gençlerin kaybı hem kulüp hem de spor adına önemliydi.

    DEVLET TAKIMI DEĞİL


    “Devlet takımı” değildi ama devletin takımıydı. Nasıl oluyordu bu. Yani İttihat ve Terakki siyasetinden spor yoluyla kaynak almamış. Bazıları İttihatçı olabilirdi ama sporculuğun İttihatçılığı ya da Hürriyetperverliği olmamalıydı. Devlet takımı niteliğine bürünen, İttihat ve Terakki’nin desteği ile profesyonel, toplama bir takım hüviyetine büründürülen Altınordu dışında tüm kulüpler savaşın gatirdiği sıkıntıları yaşamışlardı.
    İstanbul’un işgali sırasında İstanbul kulüplerinin bir yönden direniş merkezi haline gelmesi Beşiktaş dahil kulüp mensuplarının Anadolu’daki Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki ulusal bağımsızlık hareketine katılışı ile semt örgütleri de faaliyete geçirilmişti. Anadolu’ya silah ve asker gönderilmesini temin eden teşkilatların içinde Beşiktaş da olacaktı.
    Olmalıydı. Çünkü kurucu isimler zaten bu yapının içindeydi. Fuat Balkan Milli Mücadele öncesinde de vardı, sonrasında da olacaktı. Emirlerini en üst makamlardan alıyor ve faaliyetlerini, başka ülkelerde oluşturduğu milislerle, sabotaj dahil olmak üzere “gizli” olarak sürdürüyordu. Beşiktaş’a özellikle Balkanlara yönelik kurtuluş harekelerine soyadını Balkan olarak almış öncülerin katılmasından daha dolay bir şey olamazdı. Önce Teşkilat-ı Mahsusa elemanı olmuşlar, ardından Milli Mücadele’nin M.M örgütünde bağımsızlık savaşını sürdürmüşlerdi.
    İstanbul işgalinin ardından Beşiktaş Kulübü işbirlikçi Rumların saldırısına uğramış, işgalcilerin desteği ile kulüp talan edilmişti. Kulübün bu döneme kadar kazandığı kupa ve madalyalar, şiltler yani 1903-1918 döneminin başarı kanıtları yağma edilmiş, Kulüp bu tecavüzlerin artması üzerine faaliyetleri durdurmak zorunda kalmıştı. Fenerbahçe’nin de yaşadığı bu acı olayda kulüp kapatılmış, azaları Malta’ya sürülmüştü. Gerek Beşiktaş Gerekse Fenerbahçe’de doğrudan kulübe yönelik bu baskı ve tecavüz aslında işgal kuvvetleri siyasetinin bir parçasından kaynaklanarak desteklenmişti. Eğer kulüpler bu tür baskı yönetimi ile yıldırılırsa, Anadolu haraketine katılmak ve gizli faaliyetlerin odağı olmak gibi bir tehlike önlenebilirdi. İşgalciler, spor kulüplerinin spor işlevinden çok, direniş hareketlerinin merkezleri olduğu düşünüyordu. Bu sebeple kulüplere yönelik saldırı unsuru taşıyan her türlü harekete en azından sizsiz kalacaklar ve gerekli desteği vereceklerdi.

    ALINTIDIR...


    Yakıyorsak Aşkımızdan




    шнαт goєs αяoυиd coмє αяoυиd









  8. #28
    Administrator *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32,102
    Rep Puanı
    10000

    Icon37 iŞtE BeN BunUn içiN AşIğIm Ya.

    Fi tarihinde bütün kuşlar KAfdağı'nın ardından yuva yapmaları için dağıtıldığında,bir çoğu gördüğü ilk ağaca çöreklendi.Daha güvenli olduğu için ağaç kovuklarını edenelrde oldu. Kümese doluşanların haddi hesabı belli değildi zten. İçlerinden biri ne ağaca baktı ne kovuğa ne kümese ne de bir başka şeye...Düşünmeden yükseldi. Dağlar,bayırlar geçti. En sert, En yalçın, en tehlikeli dağa ulaştı ve oraya yaptı yuvasını. sonra tekrar Kafdağı'nda toplandılar.
    Zi tarihinde,bu sefr avlanmaları için tkerar salıverildiler,çoğu bulduğu ilk leşi av saydı, kimi sinek kovaladı, kimide çöplükleri falan eşeledi. fi tarihnde yuvasını zirvedeki sert kayaların arasına yapan o kuş, ne leşe baktı ne sinek kovaladı nede çöpleri eşeledi.Aldı baiını ve adam gibi avlanmaya gitti.Gözüne kestirdiğinin ayaklarını yerden kesiyiordu. sonra toplandılar Kafdapı'nın eteklerinde.
    Bi tarihinde uçmaları için tekrar salıverildi bütün kuşlar Kafdağı'ndan.kimi dla budağa kondu, kimi sadece yürüdü,kimi uçan şeylerin üzerine yapıştı,yorulmadan uçtu. içlerinden biri, fi tarihinde akıl almaz dağalra yuva yapan, zi tarihinde avınbı canlı,mertçe yakalayan o kuş yükseldi, en tpeelere çıktı,zirveleri zorladı,onun üzerinde uçan şeylre tahammülü yok gibi uçuyordu adeta. sonra felek emir verdi, tekrar kafdağı'nın arkasında toplandı bütün kuşlar.zirveleri zorlayan,avlanırken asaletine zarar vermeyen o kuş hariç, hepsi toplandı.felek çok kızdı bu durumda ve daha sonra özel olarak davet etti o kuşu. sert bir şekilde sordu:
    -neden bütün kuşlar emrime itaat edip geldiği halde sen büyük toplantıya gelemdin?dedi.
    -siz kuşları çağırmışsınız efendim;ama onların yaptıklarıa bakınca görüyüorum ki ben bir kuş değilim. BEN BİR KARTALIM.dedi
    bu açıklamasından sonra felek hak verdi KARTALA.KAİNATTA KENDİ SEVİYESİNDE HİÇBİRŞ KUŞ BULUNMADIĞI İÇİN HAYATI BOYUNCA HEP YALNIZ UÇMAK ZORUNDA KALDI KUŞLARIN ŞAHI KARTALLLL..

    ALINTIDIR..








  9. #29
    Karakartal neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 Seviye 36 neo_494 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2005
    Bulunduğu yer
    Alayından
    Mesajlar
    10,674
    Rep Puanı
    9914

    Standart

    Beşiktaşlı.......

    Seyirci değil.......................T A R A F T A R...
    Bayramda değil.................K A R A G Ü N D E...
    Moda için değil..................F O R M A için...
    Kupa için değil...................A R M A için...
    Hava için değil...................S E V D A için...
    90 dakika değil..................Ö M Ü R B O Y U..
    Yalanla değil......................K A N I Y L A...
    Ayrı ayrı değil...................O M U Z O M U Z A...
    Şerefsizce değil.................O N U R L A...
    Utanarak değil..................G U R U R L A..
    Eğilerek değil....................D İ M D İ K...
    çalarak değil…………………..Ç A L I Ş A R A K…
    Sefada değil......................C E F A D A...
    Koltukta değil...................B E T O N D A...
    Minderde değil.................Ç A M U R D A...
    Skorda değil.....................V E F A D A...
    Bazen değil.......................H E R M A Ç T A...
    Yuhlayan değil..................A L K I Ş L A Y A N...
    Oturan değil......................Z I P L A Y A N...
    Köstekle değil...................D E S T E K L E ...
    Puroyla değil.....................A T K I Y L A...
    Çekirdekle değil...............B A Y R A K L A...
    Muhabbetle değil.............T E Z A H Ü R A T L A
    Kendine değil...................K A R T A L ' A...
    Söverek değil...................T A P A R A K...
    İhanetle değil...................S A D A K A T L E...
    Zaferde değil....................H E Z İ M E T T E...
    Şampiyonken değil...........H A S R E T K E N...
    Görüntüde değil...............Ö L Ü M Ü N E...


    Yakıyorsak Aşkımızdan




    шнαт goєs αяoυиd coмє αяoυиd









  10. #30
    Administrator *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* Seviye 40 *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32,102
    Rep Puanı
    10000

    Icon37

    Sabah Ekmek almak için bakkala gittim,
    Masanın üzerinde Satılan ekmekleri sarmak için kesilmiş gazetelere gözüm ilişti, Bir baktım Baba Hakkı, yazıyı okudum çok hoşuma gitti, sonra aldıgım ekmege o gazeteyi sararak eve gittim.

    İşte o gazate sayfasından Benim hoşuma giden haber.

    Ülkü Tamer'in yazısı.




    Baba Hakkıy la ilgilide bir anekdot ben aktarıyım.Can Bartu anlatmıştı.
    Korner oluyor, topun başınada sanırım Şenol geçiyor.Baba Hakkı bana at diyor Şenola.Şenolda topa öyle bir vuruyorki direk kaleye gidiyor ve gol oluyor.Şenol bunun üzerine ne yapsa beğenirsiniz.Gole sevineceği yerde Baba Hakkı ne der acaba diye korkarak santra çizgisine doğru yürüyor..
    Ruhun Yeter Baba Hakkı...

    BABA HAKKI hakkında birçok hikayeler duyuyorum....bazen kendim araştırıp bişiler buluyorum....nedense onun hakkında duyduğum okduğum herşeyden sonra bi tebbssüm kaplıyor yüzümü...neden Beşiktaşlılığımla övündümü kendim bile dha iii anlıyorum....Hakkaten gelmez artık onun gibiler...bize düşen onun gbilerri unutmamak hep içimizde yaşatmak....onlrdan bize kalan Beşiktaşlılık duruşunu,efendiliği,adamlığı her daim herkese göstermek


    Bende de bir anısı var Baba Hakkı'nın.Rakibin kim olduğunu bilmiyorum ama yanılmıyorsam Galatasaraymış,Beşiktaşımız önemi son derece büyük maçta devre arasına kötü bir futbol ve birkaç gol farkıyla girmiş.Bunun üzerine Baba odadaki oyunculara bağırarak eğer bu maçı alamazsak eve dönüş biletlerini yırtarım demiş.Sonucu söylememe gerek var mı?


    Alıntıdır....








+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
kıbrıs
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.1