Kapalı Konu
5 sayfadan, 3.sayfa
İlkİlk 1 2 3 4 5 SonSon
Gösterilen Sonuçlar 21 sonuçtan 30 ile 41 arası

Konu: Kronolojik Osmanlı Tarihi ve Tüm Padişahlar

  1. #21
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000


    I.İbrahim
    Sultân I. Ahmedin Mahpeyker Kösem Sultândan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. İbrahim* 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV. Muradın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu. Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. Maalesef* kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş; dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi* II. Osman ve IV. Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. Bütün bunlar* vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. Kendisini tahta davet eden ulemâ* devlet ricali ve Vâlide Sultâna mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta aslâ niyeti olmadığını ifade eden Sultân İbrahim* tahta oturduktan sonra da* Elhamdülillah* Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle diye dua etmiştir.

    Sultân İbrahim* lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. Lehinde olan durum* dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşanın veziriazam olmasıydı. Şeyhülislâm ***** Efendinin de yardımlarıyla* aleyhlerindeki bütün tahriklere rağmen* I. İbrahimin ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış; sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır. Maalesef* başta Vâlide Sultân olmak üzere* bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân* Kemankeş Kara Mustafa Paşayı 1644 yılında idam ettirmiştir. Bir ay sonra Şeyhülislâm ***** Efendinin de ölümü* devletin kadınların* ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. Bunun en acı misâllerinden birisi* zaten yetişmemiş olan Padişaha kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolulu Hüseyin Efendinin Hace-i Sultânî olarak tayin edilmesidir. Cinci Hoca da denmektedir. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. Buna rikâbdarlıktan II. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşayı da ekleyebilirsiniz. Yusuf Paşanın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır.

    Aleyhinde olan durum* annesi ve Vâlide Sultân olan Kösem Sultânın varlığıdır. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da* maalesef bu kadın bulunmaktadır. Önceleri* annesinin ihtirasını bildiği için* Topkapıdan Eski Saraya göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. Maalesef* Kara Mustafa Paşadan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da* bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu.

    Bütün bunlara rağmen* Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek* 1645de Malta üzerine sefere karar verildi. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşaya verildi. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Giritten çekildi. 1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Sefer yapıldı* ancak Kandiye fethedilemedi. Ada ikiye bölünmüştü (164 .

    Sultân İbrahim zamanında* Vâlide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de* devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü* onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. Zira IV. Murad gibi otoriter; I. Mustafa gibi biçare ve III. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması* diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi* Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi* Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden câriyelerinin fazla oluşu* kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları* I. İbrahimin cidden eksik olan yönleridir. Hele Telli Haseki başta olmak üzere* kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi* işi çığırından çıkarmıştır. Bunların tahriki ile Sultân İbrahimde başlayan lüzumsuz samur merakı* bu olumsuzluklardan sadece biridir.

    Önemle ifade edelim ki* bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahimin gayr-i meşru bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır. Zira özel hayata düşkünlük ile* gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir.
    Bütün bu olaylar* devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış; israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. Bunlardan biri de* Sivas Valisi Varvar Paşanın isyanıdır (1647). Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca* Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de* olay duyuldu ve ihtilal çıktı. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa* sadrazamlığa getirildi. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendiyi de yanına alan sadrazam tarafından* Ağustos 1648 tarihinde hal edildi ve bir odaya haps olundu. 7 Ağustos 1648de henüz 7 yaşındaki IV. Mehmede* hem şer-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bîat edildi. Sonra Şeyhülislâmın* İki halife bulunduğu zaman* fitneyi önlemek için birini katlediniz şeklindeki fetvâsına dayanılarak I. İbrahim halinden 11 gün sonra boğularak şehid edildi.

    Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa* Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşayı; Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde ***** Efendi ve Abdurrahim Efendiyi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa* Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşayı zikr edebiliriz.

    ZEVCELERİ: 1- Hatice Turhan (Tarhân) Vâlide Sultân; Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. IV. Mehmedin annesi. 2- Sâliha Dil-aşûb Vâlide Sultân; II. Süleymanın annesi ve câriye. III. Haseki olduğu sanılıyor. 3- Hatice Muazzez Sultân; II. Hasekidir ve II. Ahmedin annesidir. 4- Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki); Sultân İbrahimin en çok sevdiği Hasekisi. Nikâh ile kadınlığa alındı. 5- Ayşe Sultân; 4. Haseki. 6- Mâh-i Enver Sultân; 5. Haseki. 7-Şivekâr Sultân; 6. veya 7. Haseki. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. 2-Şehzâde Süleyman II. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Selim Hân. 5-Şehzâde Osman. 6-Şehzâde Ahmed II. 7-Şehzâde Süleyman. 8-Şehzâde Bâyezid. 9- Fatma Sultân. 10- Ümmü Gülsüm Sultân. 11- Ayşe Sultân. 12- Gevher Hân Sultân. 13- Kaya Sultân. 14- Beyhan Sultân. 15- Atîka Sultân .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  2. #22
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    IV.(Avcı) Mehmed
    Osmanlı tahtına* İslâm hukukunun aradığı şartların çoğunluğu bulunmadan gelen IV. Mehmed* I. İbrahimin Turhân Hatice Sultândan 1642 yılında dünyaya gelmiş ve 7 yaşına basmadan Ağustos 1648de Padişah olmuş müstesna bir şahsiyettir. Kendisini devlet işlerinden uzaklaştırdığı için oğlunun idamına dahi göz yuman Kösem Sultân* 7 yaşındaki torununu tahta geçirmekle* istediğine kavuşmuştur. Ertuğrul Gâzî* Osman Gâzî ve Kanuniden sonra en uzun süre tahtta kalan Osmanlı Padişahıdır ve 39 yıl tahtta kalmıştır. Ava merakı sebebiyle Avcı Mehmed de denen IV. Mehmedin saltanat yıllarını dört safhaya ayırmak icab etmektedir:

    Birinci safha* Ağustos 1648-Eylül 1651 yılları arasında* Kösem Sultânın nâibe-i saltanat yani bir nevi padişah yerine padişahlık yaptığı dönemdir ki* Osmanlı Devletinin en acı günlerinden bir parçadır denilebilir. Zira bu döneme Ağalar Saltanatı da denmiştir. Çünkü Nâibe-i Saltanat olan Kösem Sultân* işlerini ağalar eliyle yürütmüştür. Sofu Mehmed Paşa da* kukla bir sadrazam durumundadır. Başlarını Kara Murad Ağanın çektiği ağaların hedefi* servetlerini arttırmak ve maalesef sefih sayılabilecek derecede hayatlarını yaşamaktı. Bunları kullanan Kösem Sultân ise* kendisini Eski Saraya süren ve hatta idamla tehdit eden I. İbrahimi tasfiye etmekle* devleti tek başına idare etme emeline ulaşmış görünüyordu. Sofu Mehmed Paşa ise* Atabekler ve Veliahdler gibi devleti idare etmek istedi ise de bu saltanatı* Sipahiler ile Yeniçerilerin Sultânahmed Meydanında karşı karşıya gelecek kadar isyan etmeleri ile sarsıldı ve 1649 yılında azledilerek katl olundu. Bunun üzerine* tamamen usullere aykırı olarak Yeniçeri Ağası Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi. Ancak arkasında asıl Vâlide Sultân Turhan Sultânın bulunduğu ve bir nevi halk isyanına dönüşen kargaşa bastırılamıyor ve Osmanlı Devleti kan kaybediyordu. Daha sonra* sırasıyla Melek Ahmed Paşa ve Abaza Siyavuş Paşanın sadrazam olması da işi değiştiremedi. Ağalar isyanı devam ediyordu. Kösem Sultânın IV. Mehmedi öldürüp yerine Şehzâde Süleymanı getirmek istemesi* sonunu getirdi ve 1651 yılının bir Eylül gecesi Kösem Sultân öldürüldü. İçeride bu ihtilâllerin yaşanması* Giritte devam eden savaşa yardımı da engelliyordu. Böylece birinci dönem atlatıldı. IV. Mehmed sadece olan bitenleri seyrediyordu.

    İkinci safha* Eylül 1651-Eylül 1656 tarihleri arasındaki IV. Mehmedin annesi olan Turhan Hatice Sultânın Nâibe-i Saltanat olduğu dönemdir. Devletin hazinesini soyan ağalar saltanatına son verildi ve 39 ağa yakalanarak idam edildi. Tamamen iflas noktasına gelen devlet hazinesine bir ayar verilmek üzere* malî konularda tam yetkili olmak şartıyla* 1652 yılının Haziran ayında Tarhuncu Ahmed Paşa sadarete getirildi. Tarhuncu Lâyihası diye meşhur olan bütçesini hazırladı. Dertlere çare olamayınca* 1656 yılına kadar 10a yakın sadrazam değiştirildi. Devleti* Baş Mimar Kasım Ağa* Koçi Bey* Solak-zâde* Şâmî-zâde Mehmed Efendi ve lalası İbrahim Ağa müşavirliğinde Turhan Sultân idare ediyordu. Ancak devlet* şîrazeden çıkmıştı ve dış baskılar da artıyordu. Tecrübeli müşâvirlerinin şiddetli tavsiyeleri ile* devleti tek başına idare etmek ve Vâlide Sultân işe karışmamak şartıyla* tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmed Paşa* Eylül 1656da sadrazamlık makamına getirildi. Artık Köprülüler devri başlıyordu. Bu ikinci safhada tek müessir olan Vâlide Sultândır. Yani bir nevi Osmanlı Padişahlığı makamında Padişahın annesi oturmaktadır. Ancak Turhan Sultân* devleti Köprülü ailesi gibi asil bir aileye teslim etmekle* kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına son vermiştir.

    Üçüncü safha* Osmanlı Devletine rahat bir nefes aldırtan Köprülüler devridir (Eylül 1656-Ekim 1676). Bu dönemde aynı aileden iki sadrazam iktidara gelmiştir. Köprülü Mehmed Paşa (1656-1661) ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa (1661-1676). IV. Muradı kendine model alan Köprülü Mehmed Paşa* Kanuni devrini yeniden yaşatmıştır denilebilir. Makam korkusuyla Girit Serdârı Gâzî Hüseyin Paşayı idam ettirmesi hatalı bir hareket olarak kabul edilmektedir. Ancak sonradan yaptıkları bunu telafi etmiştir. Köprülü Mehmed Paşa* evvela isyan eden Erdel Prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. Uyvar fethedildi ve Erdel Osmanlı Devletine bağlandı. (165 . Arkasından Anadoluda Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan yeni bir Celâlî İsyanı başlamıştı. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadoluda Celâli isyanlarının sonunu getirdi. 1659da Kırım Tatarları ile birlikte Rus ordusunu dağıttı. Onun döneminde 1661 Temmuzunda İstanbulun üçte birini yakan büyük yangın yaşandı ve beş yıllık sadaretten sonra Ekim 1661de Edirnede vefat etti.

    Yerine geçerek 26 yaşında sadrazam olan oğlu Fâzıl Ahmed Paşa da* babasının başarılarını sürdürdü. 1663de Almanlara karşı açılan harp 1664 yılının Ağustos Ayında Vasvar Andlaşması ile sona erdi. Zitvatorok Andlaşmasının tekrarı mahiyetindeydi. Fâzıl Ahmed Paşa döneminde başarılan işlerden biri de yıllardır devam eden Girit seferinin sona ermesi ve Giritin fethedilmesiydi (1670). Bunu* Ukrayna meselesi yüzünden çıkan Polonya Harbi takip etti (1670). IV. Mehmedin de katıldığı bu Lehistan seferinde* 1672 yılında Kamaniçe Kalesi feth edilince* Varşovada panik başladı ve aynı yıl barış andlaşması imzalandı. Bu barış tekrar bozuldu ve 16767 yılında imzalanan nihâî andlaşma ile sulh uzun yıllar devam etti. Aynı yıl Fâzıl Ahmed Paşa vefat etti.

    Dördüncü safha* 1676-1683 yılları arasında devam eden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa devridir. Köprülülerden sonra sadrazamlığa getirilen bu büyük devlet adamı* ilk problem olarak Ukrayna yüzünden patlak veren Rusya Savaşı ile meşgul oldu. 1677 yılında Çehrindeki zor kuşatmada netice elde edilemeyince* IV. Mehmed ve sadrazamı 1. Rusya seferi için 1678 yılında yola çıktılar. I. Rusya seferi* 1680 yılında Çehrinin alınması ile zaferle sona erdi ve bunu aynı yıl başlayan 2. Rusya Seferi takip ettiyse de* bu da 1681 yılında imzalanan Edirne Andlaşması ile tamamlanmış oldu. Bu gelişmeler* Osmanlı Devleti için büyük bir itibar kazanılmasına vesile oldu. Bundan rahatsız olan ve tecavüzlere başlayan Almanlara da 1683 yılında harp ilan edildi ve IV. Mehmedin de katıldığı bu sefer* Osmanlı Devlet ricalinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlandı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa* Almanyanın taht şehri olan Viyananın alınmasını teklif ederken* başını Kırım Hanı Murad Girayın çektiği diğer devlet ricali* zaten ayağa kalkmış olan Avrupanın Almanyanın yanında yer alacağını belirterek* sadece Yanıkkalenın alınmasıyla yetinilmesini savunuyordu. Kara Mustafa Paşanın fikri ağır bastı ve onun serdârlığındaki Osmanlı ordusu 12 Eylül 1683 tarihinde Viyana önlerinde müttefik haçlı seferleriyle karşı karşıya geldiler. Maalesef* Kırım Hanı Murad Giray* şahsî sebeplerle ve neticeyi düşünmeyerek ihanet etti ve Türklerin elindeki Tuna Köprüsünden düşman askerlerinin geçişini uzaktan seyretti. Neticede 11 Eylül 1683 tarihinde beklenen hezimet geldi ve Osmanlı ordusu binlerce şehid vererek ve çok kıymetli hazinelerini kaybederek geri çekilmeye mecbur oldu. Bu* Osmanlı tarihinin en ağır mağlubiyeti idi. Bu mağlubiyette* askerin sefih hayatının ve eski Osmanlı ordusunun olmayışının da büyük etkisi vardı.

    Viyana bozgunu* Kanuniden beri gelip giden duraklama devrini resmen başlatmış oldu. Artık 1071den beri devam eden Müslüman Türk Milletinin cihad zaferleri sona eriyor ve Avrupa galebe çalmaya başlıyordu.

    Bu arada devletin rükn-i azamı denilen Turhan Sultân Temmuz 1683de vefat etmişti. Aralık 1683 tarihinde IV. Mehmed aleyhteki tahriklere dayanamayarak istikametli sadrazamı azletti ve 50 yaşını doldurmadan idam sehpasına yollandı. Artık Osmanlı tarihinde kaht-ı ricâl devri başlıyordu. Viyana bozgunu ile Karlofça Andlaşması (1699) arasında geçen 15 yıl Osmanlı Devleti için felâket seneleri oldu. Venediklilerin ve Almanların başını çektiği haçlı kuvvetleri fırsatı ganimet bilerek* 1684 yılında Osmanlı Devletine harp ilan ettiler. Sadrazam Kara İbrahim Paşanın beceriksiz idaresindeki Osmanlı orduları* zafere koşamıyor ve maalesef Eylül 1686da Budin düşüyordu. Osmanlı kuvvetleri Budini çok iyi müdafaa ediyordu* ancak Budinde büyük kayıplar vermelerine rağmen yeniden toparlanan haçlı orduları* 160 yıl önce perişan oldukları Mohaç Meydanında Osmanlı ordusunu geriye çekilmeye mecbur ediyorlardı.

    Liyakatsiz devlet adamlarının elinde perişan olan devletin hali IV. Mehmedi hasta etmişti. Köprülü ailesini iktidardan düşürdüğü için Padişahdan rahatsız olan Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa ve benzeri devlet adamlarının gayretleriyle Kasım 1687 yılında hal edildi ve ancak idam olunmadı. Yerine II. Süleyman tahta geçirildi. Halinden 5 yıl sonra Edirne Sarayında Ocak 1693 tarihinde vefat etti.

    Kendisine Avcı Mehmed lakabını verdirten av ibtilâsı dışında* hiç bir kötü alışkanlığı yoktu. İçkiyi Osmanlı ülkesinde şiddetle yasaklamıştı. Kahvehâneleri kapatmıştı. Kendisi beş vakit namazını cemaatle kılıyordu. Kısa bir süre tahsil görebildiği için diğer Osmanlı Padişahları gibi âlim değildi.

    ZEVCELERİ: 1- Meh-pâre Emetüllah Râbia Gülnûş Vâlide Sultân; Gülnûş Sultân diye bilinir. Giritli bir ailenin kızıdır. II. Mustafa ve III. Ahmedin annesidir. 2- Afife Kadın. 3- Gülnâr Kadın. 4- Kâniye Haseki. 5- Siyavuş Haseki. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa II. 2-Şehzâde Sultân Ahmed III. 3-Şehzâde Bâyezid. 4-Şehzâde İbrahim. 5-Şehzâde Süleyman. 6- Fatma Sultân. 7- Hatice Sultân. 8- Emetüllah Küçük Sultân. 9- Fatma Sultân. 10- Ümmî Sultân .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  3. #23
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    II.Suleyman
    II. Süleyman* Sultân I. İbrahimin Hasekisi Sâliha Dil-âşûb Vâlide Sultândan 1642 yılında dünyaya gelen ikinci oğludur. Osmanlı tarihçileri II. Süleyman ve Avrupalı tarihçiler ise* III. Süleyman derler. Çünkü I. Süleyman* Osmanlı tarihçilerinin Emir Süleyman dediği Yıldırımın oğludur. Hocaları Arabzâde Abdülvehhâb Efendi ve Celvetî Şeyhi Atpazarî Osman Fâzıl Efendiden ciddi bir eğitim görmesine rağmen* yaşadığı kafes hayatının etkisiyle* eski Osmanlı Padişahlarını andıran bir şahsiyeti yoktu. 1687 yılında isyancıların IV. Mehmedi tahttan indirmesiyle Padişah olmuştur. Padişah olduğunda Osmanlı Devleti* içte ve dışta buhranlı günler yaşamaktaydı.

    İçerde devletin yaya kuvvetleri olan yeniçeriler ve süvari kuvvetleri olan sipahiler* bir kısım devlet adamlarının görevden alınması bahanesiyle isyan halindeydiler. Kasım 1687den Mart 1688e kadar 4 ay süren zorbaların isyan hareketleri neticesinde* Sadrazam Siyavuş Paşa katledildiği gibi* zorbacı başı Hacı Ali Yeniçeri Ağalığına* Tekeli Ahmed ve Deli Pîrî gibi bazı zorba başları da istedikleri makamlara tayin edildiler.

    İçerideki bu kargaşayı fırsat bilen düşman da dört cepheden Osmanlı Devletine saldırıyordu. Avusturya* Almanya* Venedik ve Ruslar dörtlü müttefikler halinde Osmanlı topraklarına saldırıyorlardı. Her sene bir sadrazam ve serdâr değişikliğine gidiyordu. Macaristanda kan gövdeyi götürüyor ve General Caraffa eyâlet merkezi Eğriyi 1687nin son ayında teslim alıyordu. Almanlar* Müslüman bir şehir olan Eğriyi her şeyiyle Hıristiyan bir şehir haline getirdi ve yüzlerce cami harap edildi. Aynı yıl Venediklilerin güçlü kumandanı Morosini de* Morayı Osmanlı kuvvetlerinin elinden alıyordu. Avusturya cephesi kumandanı Yeğen Osman Paşa ile sadrazam İsmail Paşa arasındaki kavgalardan istifade eden Avusturya (Nemçe) kuvvetleri 1688 Eylülünde Belgradı zapt ettiler. 100ün üzerinde cami kiliseye çevrildi.

    Polonya (Lehistan) ve Rusya cephelerinde ise* kara gün dostu Kırım Hanı Selim Girayın kahramanlıklarıyla zafer Osmanlı Devletinin elindeydi. Avusturyanın sulha yanaşmaması ve diğer haçlı kuvvetlerinin de onlara destek çıkması üzerine Padişah sefere çıktı. Ancak Sofyaya kadar gelen Padişah* serdâr Recep Paşanın mağlubiyeti* orduda isyan belirtilerinin başlaması ve de Nişin düşmesi üzerine* geri döndü.

    II. Süleyman* bütün bu sıkıntılar karşısında* Şeyhülislâm Debbağ-zâde Mehmed Efendinin tavsiyeleriyle Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşayı* ağalar işlere karışmamak şartıyla sadrazamlığa getirdi (Ekim 1689). Sadrazamın ilk icraatı* yersiz bazı vergileri kaldırarak reâyâyı memnun etmek oldu. Arkasından kendisi cepheye gitmek istediğinden* kendisi cephede iken Sultâna etki edecek bütün ağaları devreden çıkarmak oldu. Nisan 1690da Kanijenin düşmesi haberi gelmesine rağmen* sancağı alarak Avusturya cephesine koşan Fâzıl Mustafa Paşa* Eylül 1690da Semendireyi ve Kasım 1690da ise Belgradı geri aldı. İstanbula geldiğinde Padişah bizzat karşıladı ve sevincini belirtti. Bu arada fitne ateşi sönmüyordu. Padişahın hastalığından ve sadrazamın yaptıklarından rahatsız olan bazı çevreler* ısrarla saltanatta değişiklik istiyorlardı. II. Almanya seferine çıkmak üzere Edirneye gelen II. Süleyman burada vefat etti. Yerine sadrazamın da tesiriyle küçük kardeşi II. Ahmed getirildi.

    Zevceleri şunlardır: 1- Hatice Haseki; Baş Kadın 2- Behzâd Haseki. 3- İvaz Haseki. 4- Sülün Haseki. 5-Şeh-süvâr Haseki. 6- Zeyneb Haseki. Çocukları yoktur. Zira şehzadeliğinde çocuk sahibi olmasına müsaade edilmemiş ve padişahlığında da çocuğu olmamıştır. Aslında gençliğinde iyi bir eğitim alan II. Süleyman* aynı zamanda meşhur bir hattat idi. Müstakim bir padişah olan II. Süleyman* ömründe bir tek vakit namazını terk etmemiştir. Şer-i şerife aykırı tek bir hali görülmemiş ve kimseye de kızmamıştır .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  4. #24
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    II.Ahmed
    II. Ahmed* I. İbrahimin 3. Oğludur ve Hatice Muazzez Hasekiden 1643 yılında dünyaya gelmiş olup* IV. Mehmed ve II. Süleymanın küçüğüdür. Köprülünün etkisiyle padişah olduğu ve Haziran 1691de tahta oturduğu bilinmektedir.

    Tahta çıktığında sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa* II. Almanya seferi için Sofyaya ulaşmak üzereydi. Burada Padişahın mührü ile samur kürkü aldı ve sefere devam etti. Baden markisi Ludwigin kumandasındaki imparatorluk kuvvetleri ile Osmanlı kuvvetleri Salankamende bir araya geldi. Ancak bazı Osmanlı kurmaylarının Kırım ordusunu beklemeden serdarı taarruza erken başlamaya ikna etmeleri* hem Fâzıl Mustafa Paşanın şehid olmasını ve hem de ordunun mağlubiyetini netice verdi (Ağustos 1691). Saadet Giray Hanın beceriksizliği ve Osmanlı kurmaylarının aceleciliği* hazır bir zaferi elden kaçırmıştı.

    prülü-zâdenin yerine vasıfsız bir devlet adamı olan Arabacı Hoca Kadı Ali Paşa sadrazam yapıldı ve Almanya cephesi serdarlığına da yaşlı vezirlerden Koca Halil Paşa getirildi. 1691e kadar devam eden savaşta Almanlar bazı yenilgilere maruz kalınca* Türkçeyi iyi bilen Kont Marsigliyi sulh için gönderdiler ise de* anlaşma sağlanamadı.

    Venedikliler de boş durmuyordu. Papalık ve Floransanın desteğiyle Giride kadar gelip Hanyayı kuşattılarsa da* Ağustos 1692 yılında büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. Bu arada sadrazam Bozoklu Bıyıklı Mustafa Paşanın serdar-ı ekrem olarak sefere çıkması* Belgradı kuşatan Alman kuvvetlerinin Cafer Paşa tarafından perişan edilmesi ve Kırım Hanı Selim Girayın Erdele girmesi* Osmanlı kuvvetlerini epeyce ümitlendirdi. Ancak haçlı kuvvetlerini arkasına alan Venediklilerin Eylül 1694de Sakız Adasını teslim almaları İstanbulu endişeye düşürdü. Bu sıkıntıya dayanamayan II. Ahmed* Sakızın geri alınışını göremeden Edirnede Şubat 1695 yılında vefat etti. 52 yaşındaydı. Bizzat kendisinin yazdığı Kurânı ve hatıra defteri ile meşhur olan II. Ahmed* Arapça ve Farsçaya mükemmel denecek kadar vâkıftı. Devlet meseleleri ile diğer iki ağabeyinden daha ilgiliydi.
    Tek bir kadın efendisi bilinmektedir ki* Râbia Haseki Sultândır ve Haseki Sultân diye anılmaktadır. Çocukları ise şunlardır: 1- Âsiye Sultân. 2- Hatice Sultân. 3- Âtika Sultân. 4-Şehzâde Selim. 5-Şehzâde Abdullah. 6-Şehzâde Sultân İbrahim Hân .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  5. #25
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    II.Mustafa
    Sultân II. Mustafa* IV. Mehmedin Emetüllah Gülnûş Sultândan 1664 yılında dünyaya gelen oğludur. Amcası II. Ahmedin vefatının duyar duymaz* Edirnedeki Veliahd Dâiresinden Hünkâr Dâiresine gelerek tahta oturmuş ve kendisine bîat etmeleri için devlet adamlarını çağırmıştır (Şubat 1695). IV. Muraddan sonra gelen Osmanlı Padişahları içinde en liyakatlisi* en âlimi ve en kültürlüsü idi. Vâlide Sultânın da devlet işlerine karışmayarak kendini hayır hizmetlerine vermesi onun için iyi bir imkândı. Sakız Adasının geriye alınışını göremeden vefat eden amcasının intikamını* kalyonlar kaptanı Mezomorta Hüseyin Paşa eliyle tahta çıktığı ay aldı ve Sakız Adasından Venediklileri kovdu. II. Mustafa'nın ilk icraatı Elmas Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa ve hocası eski Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'yi de Şeyhülislâmlığa getirmek oldu.

    Bazı devlet erkânının karşı çıkmasına rağmen Avusturya üzerine çıktığı 1. Seferde* Lipve* Lügoş ve Şebeş Kaleleri feth olunarak Temeşvara kadar gelindi (Aralık 1695). Çevresindekilerin ısrarıyla İstanbula dönüldü. Ancak düşman durmuyordu. Açık denizlere inmeyi hedef edinen Rus Çarı Büyük Petro* Azak önüne kadar geldi. Osmanlı ordusunun kahramanca müdafaasına ve Çar Petroyu geri çekilmeye mecbur bırakmalarına rağmen* 1 yıl sonra tekrar hücum etti ve Azak* Ruslar tarafından işgal edildi. Bu işgal İstanbulu hüzne gark etti. Nisan 1696 yılında II. Mustafa 2. Sefer-i Hümâyuna çıktı ve Olaş Meydan Muharebesinde Avusturya Kralı Kral Elektör yenildi ve kaçtı. Bu zaferin ardından II. Mustafa tekrar Edirneye döndü.

    Ancak II. Mustafanın katıldığı 3. Avusturya seferinde* karşısında Savoie prensi Mareşal Eugen vardı. Kara Mustafa Paşa ile Viyana önünde genç bir subay olarak savaşan bu komutanın komutasındaki Avusturya kuvvetleri* Macaristanın güneyinde yer alan Zentada Osmanlı ordusu ile karşılaştı. Maalesef Eylül 1697 yılında Padişahın baş komutan olduğu bir Osmanlı ordusu* tarihinde ilk defa* 15.000e yakın şehid vererek ve Padişahın canını da zor kurtararak mağlubiyet acısını tattı. Hatta bu zaferin şımarıklığı ile aynı prens bir ay sonra Bosnasaraya hücum etti ve burayı harabeye çevirdi.

    İslâm âlemi* İran da dahil olmak üzere* Osmanlı ordusunun bu mağlubiyeti sebebiyle kan ağlıyordu. Ancak düşman da kendinden emin değildi. Venedikliler* Hanyayı muhasara altına almalarına ve Bosna-Hersek cephesinde Osmanlı Devletini rahatsız etmelerine rağmen* Morayı kaybedecekleri korkusuyla Viyanayı sulh için teşvik ediyorlardı. Lehistan bütün gayretiyle Kamaniçeyi almak için uğraşıyordı. Ruslar ise* Azak Kalesini almakla yetinmiyorlar ve açık denize inmek için daha da ileri gidiyorlardı. İşte böyle bir havada* Osmanlı Sadrazamı Amca-zâde Hüseyin Paşa ve Reisül-Küttâb (Dışişleri Bakanı) Râmi Mehmed Efendinin gayretleriyle* Belgradın 65 km kuzeybatısında yer alan Karlofçada* Avrupadaki üstünlüğün Osmanlı Devletinden Avrupalı Devletlere geçtiğini ortaya koyan ve Osmanlı Devletinin gerileme devrini başlatan ilk andlaşma imzalandı (Karlofça Andlaşması* 26.01.1699). Andlaşma Avusturya* Venedik ve Polonya ile devam eden 15 yıllık ve Rusya ile devam eden 9 yıllık savaşa son veriyordu; ancak Macaristan tamamen Avusturyaya; Mora Venediklilere* Kamaniçe merkezli Podolya Eyâleti Lehlere ve 1700 yılında yapılan ilave İstanbul Andlaşması ile de Azak Ruslara teslim ediliyordu. Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıkmış ve Avrupadaki hâkimiyet tamamen kaybedilmişti. Üç devletle 25 yıllık sulh andlaşması imzalanırken Rusya ile sadece üç yıllık mütâreke imzalanmıştı. Bunu İstanbul Andlaşması tamamlamıştır. Osmanlı Padişahı artık Avrupalı devlet başkanlarına sen değil* siz diyecekti. Buna rağmen 15 yıldır devam eden felâket yılları da sona ermişti.

    Savaş sıkıntılarından kurtulan Osmanlı idaresi* iç problemleri çözebilmek için bir dizi reforma girişti. Yeni sınırlar kontrol altına alındı. Devletin müesseseleri yeniden tanzim olunmaya başlandı. Devlet idaresinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendinin etkisi görülmeye başlandı. Onun tezkiyesiyle sulh andlaşmasının mürahhası Rami Efendi* önce vezirliğe ve sonra da sadrazamlığa getirildi. Fakat onun da Feyzullah Efendi ile arası açıldı; azli için uğraştı* ancak muvaffak olamadı. Feyzullah Efendi* âlim* müstakim ve değerli bir insan olmasına rağmen* yakınlarını devlet idaresinde belli makamlara getirmesi ve bu noktadaki hırsı onu milletin gözünden düşürdü. Divan-ı Hümâyun* bir nevi Feyzullah-zâdeler Divanı haline geldi. Padişahın yarım asırdır İstanbul yerine Edirnede oturması da merkezde bazı rahatsızlıklar meydana getiriyordu. Bu iki temel sebep 1. Edirne Vakası diye bilinen ayaklanmanın meydana gelmesine sebep oldu. İstanbul'da kıyam eden 200 kadar cebeci Edirne'ye gelinceye kadar 80.000'i buldular ve Ağustos 1703 tarihinde Padişahı tahttan indirdiler. Aksi sesler duyulsa da kardeşi III. Ahmedi tahta geçirdiler. II. Mustafa ise* halından 4 ay sonra kederinden vefat etti.

    Hocaları Hafız Osman Efendi* Feyzullah Efendi ve Hoca-zâde Mehmed Efendi gibi âlimlerden ders alarak yetişen II. Mustafa* hattât* şair ve büyük bir İslâm âlimi idi. Fiilen sefere çıkan son Osmanlı Padişahı oldu. Hal edilmesinin baş sebeplerinden olan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ise* çok büyük hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra katl olunmuş ve cesedi de Tunca Nehrine atılmıştır (Eylül 1703).

    Osmanlı hareminde beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları câriyeler demek olan ikbal müessesesi* II. Mustafadan itibaren başlamıştır. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir.

    Osmanlı Devleti* bütün bu menfiliklere rağmen* yine de dünyada bir numaralı güçlü devlet idi ve onu yine Müslüman bir devlet olan Timuroğullarının Hindistanda devam ettirdikleri devlet takip ediyordu.

    ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Âlî-cenâb Baş Haseki. 2-Şeh-süvâr Vâlide Sultân; 4. Haseki ve III. Osmanın annesi. 3- Sâliha Sebkatî Vâlide Sultân; Câriyelerden ve I. Mahmûdun annesi. 4- Hümâ Şah Haseki. 5- Afîfe Haseki. 6- Hatice Haseki. İKBALLERİ: 7- Hafsa Sultân; Üçüncü Haseki olduğu söyleniyorsa da Kadın Efendi olması kuvvetle muhtemeldir. 8- Hanife Hâtun; İkinci veya Üçüncü İkbaldir. 9- Fatma Şahin Hâtûn. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd I. 2-Şehzâde Sultân Osman III. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Mehmed. 5-Şehzâde Süleyman. 6-Şehzâde Hüseyin. 7-Şehzâde Selim. 8-Şehzâde Ali. 9- Safiyye Sultân. 10- Ayşe Sultân. 11- Emetüllah Sultân. 12-Şehzâde Hasan Hân. 13- Zeyneb Sultân. 14- Rukıyye Sultân
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  6. #26
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    III.Ahmed
    III. Ahmed* IV. Mehmedin 1674 yılında yine Emetüllah Gülnûş Sultândan dünyaya gelen ikinci oğludur. Ağabeyi ile âhenk içinde 9 yıla yakın veliahd olarak hayatını devam ettirmiştir. Ağabeyi kadar olmasa dahi* hattât* şâir ve müziğe meyli bulunan kültürlü bir padişahtır. Birinci Edirne Vakasıından hemen sonra yani 1703ün Ağustos ayında* Hânedân-ı Âl-i Osman aleyhine sözlerin dahi söylendiği bir havada* Şeyhülislâmın ısrarıyla tahta geçirilmiştir. III. Ahmed dönemini ana hatlarıyla şöylece özetlemek mümkündür:

    Birinci Saltanat Devresi (1703-171 : 1703-1711 tarihleri arasındaki ilk yıllarında* önce iç huzuru sağlamaya çalışmış ve Edirne Vakasının failleri teker teker cezalandırılmıştır. Sokullu veya Köprülü gibi dirâyetli bir sadrazam arayışındaydı ve kendisini tahta getirenlerin etkilerinin farkındaydı. Çok sayıda sadrazam değişikliğinden sonra Silâhdâr Dâmâd Çorlulu Ali Paşada karar kıldı ve devlet işlerini önemli ölçüde 4 yıl kadar ona havale etti.

    Bu arada Avrupada İsveç Kralı Carlın Deli Petroya yenilip sonra da Osmanlı topraklarına sığınması* Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Nisan 1711de harp başlamasına sebep oldu. Prut Seferi diye tarihe geçen bu savaşta Osmanlı ordularının komutanı sadrazam Baltacı Mehmed Paşa Serdâr-ı Ekremliğe tayin edildi. Çar* mağlup olacağını anlayınca* Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. İsveç Kralı ve Kırım Hanı Devlet Girayın farklı kanaatlerini dinlemeyen ve müşâvirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa* çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan olarak İstanbula gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi* Temmuz 1711). Bu hadise üzerine muhâlifleri* Baltacı Mehmed Paşa aleyhinde her türlü iftirayı yapmaya ve Padişahı etkilemeye başladılar. Neticede Kasım 1711'de Edirne'de iken azil haberi geldi. Sonradan Deli Petro sözünde durmayınca* yeni bir savaş başlamadan bitti ve Şehid Ali Paşanın 1713de imzaladığı Edirne Andlaşması ile Karlofçada verilen yerler Rusyadan geri alındı.

    Sadrazam Silâhdâr Ali Paşanın* Karlofçada verilenler Rusyadan alındığı gibi* Venedik ve Avusturyadan da alınması gerekir şeklindeki düşüncesi ve Venedikin Karadağlı âsileri himaye etmesi* aradan geçen 15 yıldan sonra 1714 yılında Venedike harp ilan edilmesine sebep oldu. Avusturyanın da Venediki desteklemesi üzerine* maalesef Damad Ali Paşanın şehid olmasıyla sonuçlanan bir mağlubiyet alındı (1716). Bir sene sonra yani 1717 yılında Belgrad düşünce* 1718 tarihli Pasarofça Muâhedenâmesi ile savaşa son verildi. Artık yeni bir dönem başlıyordu ve III. Ahmedin 15 yıl süren birinci saltanat devresi sona eriyordu.

    İkinci Saltanat Devresi = Lale Devri: Mayıs 1718de sadrazamlığa getirilen Nevşehirli Damad İbrahim Paşanın sadrazamlığı ile başlayan ve 1730 yılına kadar devam eden devreye Lale Devri diyoruz. 1723de başlayan İran Savaşları bu dönemin 1730da tamamen sona ermesine sebep olmuştur. Her çeşit kültür faaliyetlerinin arttığı* Matbaanın tam olarak hizmet vermeğe başladığı ve harpten ziyade sulh* sükûn ve de eğlencenin hâkim olduğu bu dönem* Osmanlı tarihi için ayrı bir sayfadır. Maalesef ihtiva ettiği bazı gayr-i meşru sayfalar sebebiyle bu huzur devam edememiştir. Rusyanın İrana girmesi ve Osmanlı Devletinin de bu duruma müdahale mecburiyetinin bulunması* 7 sene sürecek olan İran Savaşlarını başlattı. Köprülü-zâde Abdullah Paşanın Tebrizi fethetmesi ve İrana ait beş eyâletin Osmanlı Devletine ilhak edilmesi* Ekim 1727de yapılan Hemedân Andlaşması ile Sünnî olan Eşref Şah Üveysî tarafından kabul edildi. Ancak Şiî olan Nâdir Hânın bunları kabul etmeyerek bazı yerleri Osmanlı Devletinden geri alması* savaşı yeniden başlattı. Padişah ile sadrazamın İran Seferini 1723 baharına erteleme arzuları tepkiyle karşılandı.

    Damad İbrahim Paşanın aleyhindeki bu rüzgar* kendi yakınlarına devletin bazı makamlarını ve menfaatlerini peşkeş çekmesi de ilave edilince* daha da arttı ve bu durum yeniçerileri azdırdı. Bir bahriye neferi olan Patrona Halilin başını çektiği bu isyan hareketi* tarihin en kötü isyanı olacak şekilde genişledi. Yağmalar* hapishanelerdeki tutukluları serbest bırakarak silahlandırmalar ve ev baskınları artınca* asilerin Padişahdan kellelerini istedikleri Damad İbrahim Paşa ve yakınlarından olan bazı paşalar idam edildiler. 1 Ekim 1730 günü* âsiler bununla da yetinmeyip Padişahın görevden ayrılmasını istediler ve gerçekten III. Ahmedi o gece biraderi II. Mustafanın oğlu Sultân Mahmûdu tahta davet ederek kendisinin feragat ettiğini açıklamak mecburiyetinde bıraktılar. III. Ahmed* ailesi ile birlikte Topkapı Sarayındaki dairelerinde 5 küsur yıl daha yaşadı ve 62 yaşında iken Temmuz 1736 tarihinde vefat etti. Az da olsa İslâma aykırı olan fiiller* bir huzur dönemini daha sona erdiriyordu.

    ZEVCELERİ: (III. Ahmedin hanımlarının sayısı bazı tarihçilere göre 13ü ve bazılarına göre de 18i bulmuştur. Biz* Kadın Efendileri ile birlikte 18 Hanım'ını tesbit edebildik.). KADIN EFENDİLERİ: 1- Emetüllah Baş Kadın. Baş Haseki. 2- Rukıyye İkinci Kadın. 3- Emîne Mihrişah İkinci Kadın; III. Mustafanın annesi. 4- Hatice İkinci Kadın. 5- Râbia Şermi Kadın. 6- Zeyneb Kadın. 7- Emîne Musalli Kadın. 8- Hanife Kadın. 9- Gülşen Kadın. 10- Ümmü Gülsüm Kadın. 11- Hürrem Kadın. 12- Meylî Kadın. 13- Fatma HümâŞah Kadın. 14- Nijad Kadın. 15- Nazîfe Kadın. İKBALLERİ: 16-Şâyeste Sultân. 17-Ayşe Hanım; İkinci veya Üçüncü İkbaldir. 18 -Hâtem Hâtûn.

    ÇOCUKLARI: (III. Ahmed* Osmanlı Padişahları arasında en çok kadınla evlenen devlet adamlarındandır ve bir kısım tarihçilere göre çocuklarının sayısı 50yi bulmaktadır. Biz sadece bilinen ve meşhur olanlarını zikrettik.). 1-Şehzâde Mehmed. 2-Şehzâde Abdülmelik. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Mehmed Hân. 5-Şehzâde Süleyman Hân. 6-Şehzâde Mustafa III. 7-Şehzâde Selim. 8-Şehzâde Ali. 9- Fatma Sultân. 10- Âtike Sultân. 11- Zeyneb Sultân. 12-Şehzâde Bâyezid Hân. 13- Ümmü Gülsüm Sultân. 14- Sâliha Sultân. 15- Ayşe Sultân; 16- Hatice Sultân; 17- Nazife Sultân; 18- Esmâ Sultân; 19- Zübeyde Sultân; 20-Şehzâde Sultân Numan Hân; 21-Şehzâde İbrahim; 22- Abdülhamid I; 23-Şehzâde Seyfeddin; 24- Emetüllah Sultân; 25- Ayşe Sultân (Küçük); 26- Emine Sultân
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  7. #27
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    I.Mahmud
    II. Mustafanın Sâliha Sebkatî Sultândan 1696 yılında dünyaya gelen oğludur. 2 Ekim 1730 tarihinde III. Ahmedin yerine tahta geçmiştir. Rumeli Kazaskeri Feyzullah-zâde İbrahim Efendi başta olmak üzere çeşitli hocalardan dersler alan I. Mahmûd* âlim* şâir ve bestekârdır. Akıllı* dikkatli* ihtiyâtlı* meşverete ehemmiyet veren ve kültürü yüksek olan bir padişahtır. Sebkatî mahlasıyla şiirler yazmıştır. Biraz önce anlattığımız gibi* ilk işi Patrona Halil başta olmak üzere* ayak takımından oluşan isyancıların isteklerini yerine getirmek ve İbrahim Paşa ile yakınlarını devletin önemli makamlarından bertaraf etmek olmuştur. Ancak Kasım 1730un sonuna doğru Patrona Halil başta olmak üzere bütün âsileri ortadan kaldırmış ve devleti huzura kavuşturmuştur. Babasının ve amcasının akıbetlerinden ve özellikle de III. Ahmedin kendisine olan vasiyetinden ders alarak* Şeyhülislâmlık ve sadrazamlık makamında uzun süre kimseyi durdurmamıştır.

    Şeyhülislâmlık makamına Şeyhülislâm Feyzullah Efendinin iki oğlunu getiren I. Mahmûdun* çok sayıda sadrazamları arasında en önemli yeri Hekimoğlu Ali Paşa ihraz etmiştir.

    İçteki kargaşaya son veren I. Mahmûd* yıllardır devam eden İran Harbini ele almıştır. Hekimoğlu Ali Paşanın 1731de Urmiyeyi feth edip Tebrizi istirdâd etmesi üzerine Ocak 1732de İran ile Sulh Andlaşması imzalanmış ise de* Nâdir Hân bununla yetinmedi ve 1733deki taarruzuyla harbi devam ettirdi. Erbili alarak Bağdadı kuşatma altına alan Nâdir Şah* büyük kumandan Topal Osman Paşa tarafından Temmuz 1733de büyük bir hezîmete mahkûm edildi ve bu sefer sebebiyle I. Mahmûda gâzî ünvanı verildi. İranda Safevi Hânedânına son vererek Avşar Hânedânını başlatan Nâdir Şah* yine durmadı ve Kerküke girdi. İki Osmanlı Paşasını şehid eden ve Revan* Gence ve Tiflisi Osmanlı Devletinin elinden geri alan Şah* bu avantajdan yararlanarak sulh istedi. 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin Andlaşması esasları üzerine kurulan İstanbul Andlaşması Ekim 1736 yılında imzalandı. Aslında Sünnî ve Hanefi olan Nâdir Şah* bu inancını hâkim kılmaya kalkıştıysa da* iç kargaşadan korkarak geri durdu ve ancak İranı mutedil bir İmâmiyye-i İsnâaşeriyye ve Caferî mezhebi çizgisine getirdi. Osmanlı Devletine bu mezhebin hak bir mezheb olduğunu tasdik ettirmek istediyse de* Şeyhülislâmın ve âlimlerin muhâlefet etmesi üzerine muvaffak olamadı. 7 yıl süren barış halinden sonra* Doğuda Timuroğullarına büyük zararlar veren Nâdir Şah* yeniden Irak cephesinden Osmanlıya saldırdı (1743). Musul şehri kahramanca savunuldu ve Nâdir Şah büyük kayıplarla geri çekildi. 1744de Karsı muhâsara etti; ancak muvaffak olamadı. Yeniden sulh istedi ve 1723den beri çok sayıda Müslümanın kanının akmasına sebep olan bu harp* 1746 İstanbul Muâhedesi ile sona erdi. Neticede İran* Osmanlı Devletine İsnâaşeriyyeyi yine hak mezhep olarak kabul ettiremedi.

    İranın Osmanlı Devletine saldırılarından memnun olan Rusya* fırsatı ganimet bilerek 1736 yılında Azak Kalesini ele geçirdi. Kırıma giren ve büyük tahribat yapan Ruslar* Kırım Hanı Fetih Giray tarafından Kırımdan kovuldular. Bu arada Rusyanın müttefiki olan Avusturya* Polonyayı paylaşmak ümidiyle 1737 yılında Osmanlı Devletine harp ilan etti ve üç koldan Osmanlı ülkesine saldırdı. Nişi düşüren* Eflak* Sırbistan ve Bosnaya giren Avusturya orduları* Ağustos 1737de Şehid Ali Paşaya Banyalukada yenildiler. Osmanlı Devleti aynı anda* İran* Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. 1739 yılında Belgrada yürüyen Osmanlı ordularından çekinen Avusturya sulh istedi. Müzâkerelerini bizzat Sadrazam Hacı İvaz Mehmed Paşanın yürüttüğü sulh teşebbüsleri* Eylül 1739da Belgrad Muâhedesi ile neticelendi. 1718 Pasarofça Andlaşması ile Avusturyaya bırakılan yerlerin bir kısmı geri alınıyor ve Azak Kalesi de Ruslardan geri alınıyordu. Karadeniz Osmanlı Gölü olarak devam edecekti. Belgrad Muâhedesi* Osmanlı Devletinin hâlâ dünyanın birinci devleti olduğunu isbat ediyordu. Bu arada Osmanlı Devletine yardımlarından dolayı* Dünyanın 2. büyük gücü olan Fransa da bazı imtiyâzlar yani kapitülasyonlar elde ediyordu. Üç imparatorluk ile aynı anda savaşan Osmanlı Devleti* hepsinde de galip olarak sulh müzâkerelerine katılıyordu.

    Belgrad Anlaşması ile Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış dönemine imza atmış oluyordu. Osmanlı Devleti* devamlı savaş halinde bulunduğu için* içeride de halkın derebeyi adını verdiği ayân denilen bazı mahallî mütegallibelerle de uğraşmak mecburiyetinde kaldı. Bunların bir kısmı devlete itaat adı altında halka zulm ediyordu ve bir kısmı da devlete baş kaldırıyordu. Aydın taraflarındaki Sarı Beyoğlu bunların başında gelmektedir. Dış problemleri halleden Padişah* Haziran 1740 tarihli Adâletnâmesiyle bu problemi de halletmeye çalışıyordu. Humbaracıbaşı Ahmed Paşanın gayretiyle 1734de Maaşlı Humbaracı Ocağını teşkil etmiş ve yeni askerî düzenlemelerin zaruretine inanmıştır. Bu arada bozulan tımar ve zeâmet usulünü ıslah etmek üzere Ocak 1732 tarihinde yeni bir tîmâr kanunu çıkarmayı ihmal etmedi. Necidde ortaya çıkan Vehhâbî meselesi de* Sultân Mahmûdun meşgul olduğu problemlerdendi.

    Mide kanamasından muzdarip olan I. Mahmûd* 13 Aralık 1754 tarihinde Demirkapı tarafından Saraya girdiğinde vefat etti.

    KADIN EFENDİLERİ: 1- Hâce Âlî-cenâb Baş Kadın. 2- Hâce Ayşe Kadın. 3- Hâce Verd-i Nâz Dördüncü Kadın. 4- Hatice Râmi Altıncı Haseki. 5- Hâtem İkinci Kadın. 6- Râziye Kadın. İKBALLERİ: 7- Meyyâse Hanım; Baş İkbal. 8- Fehmî Hanım; İkinci İkbaldir. 9- Habbâbe Hanım. 10- Sırrî Hanım. ÇOCUKLARI: Hiç çocukları olmamıştır
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  8. #28
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    III.Osman
    III. Osman* I. Mahmûdun kardeşi olup II. Mustafanın 1699 yılında Şehsüvâr Vâlide Sultândan doğma oğludur. Baş hocası Feyzullah-zâde İbrahim Efendi olan III. Osman* 2 yıldan biraz fazla sürecek olan saltanat tahtına ağabeyinin vefatı üzerine 13 Aralık 1754 yılında oturdu. Şişman* asabî ve geçimsiz bir devlet adamı olduğu ve sadrazamlardan hiç biri ile geçinemediği söylenmektedir. Sadrazamları arasında yer alan Hekimoğlu Ali Paşa* Yirmisekizçelebi-zâde Mehmed Said Paşa ve son sadrazamı olan Koca Mehmed Râgıb Paşa* gerçekten değerli olan devlet adamlarındandır. Ağabeyinin aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. Tebdil gezmek en önemli merakı idi. Kadınların sokaklarda serbestçe dolaşmalarını ve giyinip süslenmelerini ciddi manada sınırlamalara tabi tutmuştu. Hekimoğlu Ali Paşa* padişahın bazı makul olmayan tekliflerini şiddetle reddedecek kadar dirâyet sahibiydi ve arada sırada onunla tartışırdı.

    III. Osman zamanının hatırlanacak olan en önemli olayları* İstanbulun büyük bir kısmını ve hatta Paşakapısını dahi yok eden Hocapaşa ve Cibali yangınları; çok insanın ölümüne sebep olan veba salgını ve denizleri donduran müthiş kışlar gibi dahili hâdiselerdir. Kısaca III. Osman* çok yönleriyle diğer padişahlara benzemeyen farklı bir insandır ve 30 Ekim 1756 tarihinde şirpençeden dolayı vefat etmiştir.
    KADIN EFENDİLERİ: 1- Leyla Baş Kadın. 2- Zevkî Üçüncü Kadın. 3- Ferhunde Emîne Dördüncü Kadın. Çocukları olmamıştır .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  9. #29
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    III.Mustafa
    III. Ahmedin 1717 yılında Emine Mihrişah Sultândan dünyaya gelen oğludur. Laleli Camiinin bânisi olan III. Mustafa* Ekim 1756 yılında III. Osmanın vefatı üzerine Osmanlı tahtına oturmuş ve 1769 tarihinden itibaren de Gâzi ünvanını kullanmıştır. Müneccimlik ve ilm-i nücûma aşırı bir ilgisi olduğu söylenmektedir. Şâir* hattât ve âlim bir padişah olan III. Mustafa* sadrazamı Koca Râgıb Paşa olması hasebiyle* saltanatının ilk on yılını huzur içinde devam ettirmiştir. Râgıb Paşa* akıllı bir vezirdir ve Padişahın harp ilanı arzularını 6 yıl boyunca dirâyetle reddetmiştir. 1757de son cülûs bahşişini veren ve daha sonra bu âdeti ortadan kaldıran III. Mustafa* devlet hayatındaki problemleri ıslaha meyilli* malî konularda hassâstır. Süveyş Kanalını açmayı düşünen devlet adamlarındandır. Kapıkulu Ocaklarını rahatsız etmeden bazı reformlar yapmaya çalışmış; piyadeye dokunmadan topçu ve bahriye subayları yetiştiren Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûnu kurmuştur. 22 Mayıs 1766 yılında büyük İstanbul depremi onun zamanında olmuştur. Avrupada iktidar depremleri olurken* Osmanlı Devleti bu depremlerden etkilenmemiştir.

    Rusların andlaşmalara aykırı olarak Polonyaya asker sokması* Fransızların teşvik etmesi ve Padişahın savaşa meyilli olması* Ekim 1768de Rusyaya karşı harp ilan edilmesine sebep olmuştur. Çariçe II. Katerina komutasındaki Rus orduları* önce Kırım Hanı Giray Hanın darbelerine maruz kalmışlar ise de* Osmanlı ordusunun tecrübesiz ve hazırlıksız olması hasebiyle* 1769 son baharında Polonyanın kapısı olan Hotini teslim almışlardır. Karadeniz Osmanlı Gölü olması sebebiyle Fin Körfezinden Akdeniz yoluyla sürpriz bir şekilde Moraya Rumlarla birlikte asker çıkaran Ruslar* 1770 Nisanında perişan edildiler; ancak Baltık Filosu ile Egeye yönelen Rus kuvvetleri Temmuz 1770de Koyun Adaları açıklarında Osmanlı gemilerine karşı büyük kayıplar vererek çekildi; sonra da Çeşme Limanında Osmanlı gemilerine baskın düzenleyerek çok büyük kayıp verdirdiler. Avrupada büyük akisler uyandıran Çeşme Baskınının intikamı Cezayirli Hasan Paşa tarafından alındı.

    İşte Osmanlı Devletinin asırlardır* yani en az 1453 yılından beri dünyada tek süper güç olarak hayatını devam ettirmesi* bundan sonra meydana gelecek olaylarla sona erdi. Çünkü Kont Romanzov komutasındaki Rus kara askerleri Boğdanın Kartal (Larga) denilen bir mevkiinde Sadrazam İvaz-zâde Halil Paşayı Ağustos 1770 yılında mağlup ediyor ve Bender Rusların eline geçiyordu. Rusya bununla da kalmadı ve Kırımın kapısı olan Orkapıyı kuşattı. Çariçe* Osmanlı Devletinden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırımı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi (Temmuz 1771). Artık Osmanlı Devleti dünyanın 1. Devleti olma özelliğini kaybetmişti. 1771 yılı içinde Ruslar Eflaki yani Romanyayı işgal ettier. Arkasından Dobrucadan Bulgaristana giren Rusların bu ilerlemeleri* açtığı harp sebebiyle devletin başına büyük felâketlerin gelmesine sebep olduğunu düşünen Padişahı zora soktu ve sıkıntılar içinde nüzûl hastalığına tutularak vefât etti (Ocak 1774). Osmanlı Devletinin gerileme dönemini başlatan Kaynarca Andlaşması* III. Mustafanın vefâtından sonra I. Abdülhamid devrinde imzalanacaktı.

    ZEVCELERİ: 1- Aynül-Hayât Baş Kadın Efendi. 2- Mihr-i Şâh Vâlide Sultân; Baş Kadın Efendi ve III. Selimin annesi. 3- Rifat İkinci Kadın Efendi. 4- Ayşe Âdil-şah Üçüncü Kadın Efendi. 5- Fehîme Üçüncü Kadın Efendi. 6- Binnaz Üçüncü Kadın Efendi. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed. 2-Şehzâde Sultân Selim III. 3-Şah Sultân; 4- Beyhân Sultân; 5- Hatice Sultân; 6- Fatma Sultân; 7- Hatice Sultân; 8 - Hibetullüh Sultân; 9- Mihrimah Sultân; 10- Mihrişah Sultân .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

  10. #30
    Administrator CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn Seviye 21 CyberiAn'nın Avatarı
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Nerden
    YorumKAT
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9,682
    Rep Gücü
    10000

    I.Abdulhamid
    III. Ahmedin Râbia Şermî Kadından 1725 yılında dünyaya gelen I. Abdülhamid* günümüze kadar Osmanlı soyunu devam ettiren bir padişah olarak Ocak 1774de Osmanlı tahtına oturdu. Yaratılışı itibariyle saf* halka karşı merhametli* kerâmetleri halk arasında yayılacak kadar mütedeyyin ve devlet işleriyle de yakından ilgilenen bir padişahtır. Hayatı boyunca dirâyetli sadrazamları ve devlet ricâlini iş başına getirerek* Osmanlı Devletinin muhtâc olduğu ıslâhâtı yapmaya uğraşmıştır. Sadrazam Koca Yusuf Paşanın 1788de Avusturya İmparatoru II. Josefi mağlup etmesi üzerine Gâzi ünvanını kullanmaya başlamıştır.

    Tahta çıktığında bütün cephelerde Osmanlı kuvvetleri büyük sıkıntılarla karşı karşıyaydılar. Ruslar* Şumnudaki Osmanlı ordugâhına kadar gelmişler; Ruscuk ile Silistreyi muhasara etmişlerdi. Bu kritik günlerde* Rusya içindeki karışıklıkların da yardımıyla* 1774 baharında Tuna yakınlarındaki Küçük Kaynarca Kasabasında sulh müzâkereleri başladı. Rusyayı Prens Renin ve Mareşal Romanzov* Osmanlıyı ise* sadâret kethüdâsı Resmî Ahmed Efendi ile Reisülküttâb İbrahim Münîb Efendi temsil ediyordu. 28 madde ve 2 ilaveden meydana gelen ve Osmanlı Devletini dünyada dördüncü devlet haline getiren muâhede 17 Temmuz 1774 tarihinde imzalandı. Avusturyalılar da kendilerine pay çıkarmak için Boğdanın kuzeyindeki Bukovinayı işgal ettiler ve 1775 yılında yapılan bir andlaşma ile bu da kabul edildi. 1683 Viyana Bozgunundan sonra* Müslüman Türklerin karşı karşıya kaldıkları en büyük hezimetti.

    Tahta geçtikten 6 ay sonra Kaynarca Muâhedesini imzalayan Padişah* bir kaç ay sonra da İran ile yüz yüze geldi. Kaçarların rakibi olan Kerim Han Zend* 1775de Basrayı muhasara altına alınca* Mayıs 1776da İrana harb ilan edildi. 1776da İranlıların eline geçen Basra* ancak üç yıl sonra geri alınabildi. Bu arada iç karışıklıklar da devam ediyordu. Ağustos 1774de Kaynarca Muâhedesinin üzüntüsüyle vefat eden Sadrazam Muhsin-zâde Mehmed Paşanın yerine gelen sadrazamlar bir türlü dikiş tutturamıyorlardı.

    Kırımlılar Osmanlı Devletine yaptıkları ihanetin cezasını çekiyorlardı; zira Ruslar söz vermelerine rağmen askerlerini Kırımdan çekmemişlerdi. Osmanlı taraftarı IV. Devlet Girayın yerine Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturmuştu (1775). Kırımdaki bu keşmekeşi kabul etmeyen Osmanlı Devleti harbe karar verince* Fransanın araya girmesiyle* Rusya ile Aynalıkavakta yeni bir andlaşma imzalandı (Mart 1779). Andlaşma Osmanlı Devletinin aleyhine işledi ve neticede Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturdu. Bu akılsız Hân* her türlü gayr-i meşru işlere dalarak ve Çariçenin imkânlarını kullanarak* mürteci diyecek kadar hakaret ettiği Osmanlılardan intikam alıyordu. 1782de kahraman Kırım halkı bu hâine karşı ayaklandı ve II. Bahadır Girayı tahta oturttu ise de* bu da devam etmedi. Şahin Girayın gafleti ile Rusya tekrar Kırıma girdi. Çariçenin Temmuz 1783 tarihli fermanıyla Kırım Rusyanın bir eyâleti oldu ve artık Kırım Müslümanların değil Ortodoks Rusların hâkimiyetine girdi. Artık saltanat merkezi olan Bağçesaray* Rus vilayet merkezi olan Akmescide taşınıyordu. Maalesef* Kırımlılar* üç asır boyunca hâkimiyetlerine karışmayan Osmanlı Devleti yerine* tamamen Müslüman olan Kırımı Ruslaştıran ve burayı ikinci bir Endülüs yapan Ruslarla başbaşa kaldılar. Binlerce Müslüman öldürüldü. Osmanlı Devletinin Kırımdaki hâkimiyeti 310 yıl devam etmişti. Osmanlı Devleti* 8 Ocak 1784 tarihli Andlaşmayla Kırımın Rusyaya ilhâkını kabul etti.

    Çariçe 1787de 60.000 askeriyle Kırıma geldi ve zaferini kutladı; bundan rahatsız olan Osmanlı Devleti Ağustos 1787 tarihinde yeniden harp ilan etti. 1768-1774 tarihleri arasında devam eden Osmanlı-Rus Harbi* Polonyanın istiklâli için yapılmış göründüğünden millete mal edilememişti. Ancak bu yeni harp Müslüman Kırımı kurtarmak içindi ve herkes Ruslara diş biliyordu. Şubat 1788de Avusturya da Osmanlıya karşı harb ilan etti. Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri* Eylül 1788de II. Joseph komutasındaki Alman ordusunu bozdu ve Osmanlı ordusu Avusturyayı bertaraf ederek Ruslarla başbaşa kaldı. Aralık 1788de Özi Kalesini alarak burada Müslüman katliamı yapan Rus ordusu* bununla da yetinmeyerek Podolyanın merkezi olan Hotini de teslim aldı. Hotin ve Özideki Müslüman katliamları* Osmanlı Padişahının kederinden dolayı beyin kanaması geçirerek vefât etmesine sebep oldu (7 Nisan 1789). Cenazesi* Bahçekapıdaki İmâretinin yani şimdiki 4. Vakıf Hanın karşısındaki türbesine defn edildi.

    Sultân I. Abdülhamidin Hotin ve Özinin düşmesi münasebetiyle bizzat kaleme aldığı hatt-ı hümâyûn insanı ağlatacak kadar manalıdır: Özinin düştüğü takriri âlimallah beni yeniden kederlendirdi; bu kadar Müslüman erkek* kadın* küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi. Yârab! Sen Mâlikül-mülksün. Senden niyazım* ölmeden bu beldeleri tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster.

    ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Ayşe Sine-perver Vâlide Sultân; IV. Mustafanın annesi ve IV. Kadınefendi. 2- Nakş-ı Dil Vâlide Sultân; II. Mahmûdun annesi ve önce İkinci İkbal sonra Kadın Efendi. 3- Hatice Ruh-şah Baş Kadın Efendi. 4- Hümâ Şah Baş Kadın Efendi. 5- Ayşe Baş Kadın Efendi. 6- Binnaz İkinci Kadın Efendi. 7- Dilpezîr Kadın Efendi. 8- Mehtâbe Dördüncü Kadın Efendi. 9- Misl-i Nâ-yâb Kadın Efendi. 10- Muteber Kadın Efendi. 11- Nevres Üçüncü Kadın Efendi. 12- Fatma Şeb-safâ Dördüncü Kadın Efendi. 13- Mihribân Üçüncü Kadın Efendi. 14- Nükhet-sezâ Hanımefendi; Baş ikbal. 15- Ayşe Hanımefendi; İkinci İkbaldir. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa IV. 2-Şehzâde Sultân Mahmûd II. 3-Şehzâde Abdullah. 4-Şehzâde Mehmed. 5-Şehzâde Ahmed. 6-Şehzâde Abdülaziz. 7-Şehzâde Abdurrahman. 8-Şehzâde Mehmed Nusret. 9-Ahter-Melek Hanım. 10- Ayşe Dürr-i Şehvar Sultân. 11- Esmâ Sultân. 12- Ayn-i Şah Sultân. 13- Hatice Sultân. 14- Emîne Sultân. 15- Râbia Sultân. 16- Fatma Sultân. 17- Âlem-Şah Sultân. 18- Sâliha Sultân. 19- Hibetullah Sultân. 20- Râbia Sultân .
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ] || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]||
    || [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]|| [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]


    Konu açmadan önce "[Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]" seçeneğini kuLLanaLım..


    MSN: [Sadece üyelerimiz linkleri görebilir ]

Kapalı Konu

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)

     

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
kıbrıs
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC1 PL1